Agra

 
 

Agra'ya Saharanpur'dan kalkan trenimizle geliyoruz. Tren saat 08:30'da Agra'da olacaktı ancak biz saat 07:30'da gruptaki arkadaşlarımızdan birinin "bavullarımız çalındı" demesiyle uyandık. Maalesef arkadaşımızın bavulu trendeki yatağının altından çalındı. Ya dışarıdan gelen birisi aldığı için ya da birisi alıp trenden indiği için bavulu çalanları aramadık bile. Hindistan'a gelmeden önce bavullarımızı zincirle bağlamamız gerektiği söylenmişti. Biz de yanımızda uzun tip bisiklet kiliti getirdik ve ilk gece zincirleri birbirine onu da trene bağladık. Ancak daha sonra ortama alışıp güvenli bulduk ve bağlama işleminden vazgeçtik. Bunun karşılığını da bavulla ödedik. Siz siz olun mutlaka bavullarınızı birbirine ve trene zincirleyin.


Agra'da ilk durağımız Tac Mahal oldu. Tac Mahal gezimizin önemli bir durağı. Belki de hepimizin Hindistan’da bildiği tek eser dünyaca ünlü, aşk adına yapılmış en büyük yapı olan Agra’daki; “Tac Mahal” dir.


Tac Mahal; Hindistan’da 332 yıl hüküm süren Türk İmparatorluğu olan Babür İmparatorluğunun 6. Hükümdarı Şah Cihan’ın karısının anısına yaptırdığı saraydır. Şah Cihan'ın eşi Ercümend Banu, güzelliği, zekası, iyilik severliği ile bütün imparatorluğun gönlünü fethetmiş, en seçkin Sultan idi. Bu vasfından dolayı Mümtaz Mahal (Sarayın Kıymetlisi) diye anılıyordu. “Tac Mahal” bu ünvanın kısaltmasıdır. Şah Cihan, ona henüz 16 yaşındayken aşık olmuş, evlenmek için 5 yıl beklemişti. Şah Cihan çok sevdiği eşini gittiği her yere götürür, onun fikirlerine, zevkine önem verirdi. Bu duygulu, zeki ve güzel kadın 1631 yılında 14. çocuğunu doğururken vefat etti (doğum esnasında ölen kadın kutsal sayılır) 19 yıllık eşini 34 yaşında kaybeden Şah Cihan eşinin ölümünü takip eden sekiz gün boyunca yemekten, içmekten kesilmiş, hiç odasından çıkmamıştı. Dokuzuncu gün dairesinin kapısını açıp dışarı çıktığı zaman saçlarının bembeyaz olduğu, iyice çöktüğü görüldü. Duygulu, gerçek aşık, vefalı hükümdar, ölünceye kadar kalbinde yaşatacağı sevgili eşi için bir türbe yaptırmaya karar verdi. Bu türbe saf aşkı sembolize edecek şekilde güzel, iç açıcı, aynı zamanda muhteşem olmalıydı. Bunun için dünyanın en büyük ustalarını bulacak, hazinesini, bu esere harcanmak üzere onların emrine verecekti. Bu amaçla İstanbul'dan mimarlar istedi.

Gelen mimar, Mimar Sinan'ın öğrencilerinden Mehmed İsa Efendi ve ekibi idi. Mimar Sinan'ın talebelerinden Mehmet İsa Efendi dışında Mehmet İsmail Efendi ile yapıdaki yazıları yazan Hattat Serdar Efendi eserin yapımı için Şah Cihan tarafından İstanbul'dan davet edilmişlerdi. Bu ekibe Bordo’dan Austin Usta, Venedikten Veroneo Usta asistanlık yapmıştır.


Mehmed İsa Efendi'nin aylarca çalışarak planını çizdiği Tac Mahal'in yapısında parlak, ince mavi damarları olan beyaz mermer kullanılmıştır. Aynı mermerden yapılan ve yerden yüksekliği 82 metre olan kubbe, Mimar İsmail Efendi tarafından yapılmıştır.


Kubbe üzerinde altınlı bir alem vardır. Türbenin beyaz mermerden 4 minaresi vardır. Anıtın dört yanına Hattat İsmail Efendi tarafından Yasin suresinin tamamı yazılmıştır. Tac Mahal'in yüzbinlerce akik, sedef ve firuze gömülü olan duvarlarında ayrıca 42 zümrüt, 142 yakut, 625 pırlanta ve 50 adet çok iri inci vardır. Romantik görünüşü ile herkesi büyüleyen, Doğulu Batılı birçok ünlü yazar ve şaire ilham kaynağı olan Tac Mahal, mehtaplı gecelerde bile aydan daha parlak görünür. 1966 Hint‐Pakistan Savaşında, Pakistan savaş uçaklarına yol gösterici bir parıltı olmaması için, Hint hükümeti tarafından kubbesi siyah bir çadırla örtülmek zorunda kalınmıştır.

Birçok ünlü eserin Mimarı ile ilgili bir efsane olduğu gibi bu esere ait bir efsane de vardır.

Efsaneye göre Şah Cihan bir daha böyle güzel bir eser yapmaması için Mimarın sağ elini kestirmiştir (bazı kaynaklara göre de türbe işçilerinin) Yine başka bir efsaneye göre kubbeyi desteklemek için yapılan iskele kubbeden çok masraf ve işçilik gerektirmiştir. Anıtın bitiminden sonra bu iskelenin dahi 5 yılda söküleceği bilgisi Şah Cihan’a verilmiş, bunun üzerine Şah Cihan "her işçinin söktüğü malzemenin kendisine ait olacağını” ilan ederek iskelenin 1 gecede sökülmesini sağlamıştır.


Eserin yapımına 1632'de başlanılmış ve 1652'de bitirilmiştir. Mümtaz Mahal'in ve öldükten sonra onun yanına konulan Şah Cihan'ın sandukaları üst kattadır. Kubbenin altında bulunan bu sandukalarda mermer oymacılığının en güzel örnekleri görülür. Sandukaların olduğu yerde insan ağzından çıkan her ses muhteşem kubbede yedi defa yankılanır. “Yamuna Nehri” kıyısında yemyeşil bir bahçede kurulmuş olan anıtın girişindeki binaları geçince uzunlamasına bir havuz olan ana yol ortaya çıkar. Tac mahal yılın ve günün değişik zamanlarında farklı güzelliklere bürünür. Muson’da yağmurlarla yıkanırken ayrı gün batımında ayrı, dolunayda ayrı güzeldir.


Yine başka bir efsaneye göre Şah Cihan kendi mezarı olarak ikinci bir anıtı tam tersi tamamen siyah mermerden yaptırmayı planlamış ama bu hayalini oğlu Alemgir tarafından tahtan indirilerek Agra Kalesine kapatıldığı için gerçekleştirememiş ve hayatının geri kalanını Agra Kalesinden Tac Mahal’i seyrederek geçirmiştir.

2007’de Dünyanın 7 harikası oylama ile yeniden belirlendiğinde Tac Mahal; Ürdün'deki Petra Antik Kenti, Çin Seddi, Brezilya'daki Kurtarıcı İsa Heykeli, Peru'daki Machu Picchu Antik Kenti, Meksika'daki Chichen Itza Piramidi, İtalya'nın Roma kentindeki Kolezyum ile birlikte yeni 7 harikadan biri olarak yerini aldı.


Tac Mahal'in girişde çok sıkı bir güzenlik kontrolü var özellikle yiyecek konusunda çok hassaslar. Ağzınızdaki sakızı bile attırıyorlar. Fotoğraf makinası, cep telefonu ve cüzdan serbest. Bunun dışında her tip çanta yasak. Giriş Hindistan için çok büyük bir giriş ücreti olan 750 Rs. Bu fiyata 1 şişe su ve girerken giyeceğiniz galoş dahil. Giriş biletinizi atmayın çünkü Agra'da diğer göreceğiniz yerler olan "Fateh Pur Sikri" ve Agra Fort" da 50 Rs indirim sağlıyor. Tac Mahal'i gezmeniz için yaklaşık 1 saat yeterli. Orada sizin fotoğrafınızı çekmek için bekleyen kişiler oluyor. Genelde bu tip şeyleri pek sevmeyiz ama o kalabalıkta gayet iyi kompozisyon yaratıyorlar ve oldukça kaliteli fotoğrafınızı çekiyorlar. 50 Rs karşılığında hazırladıkları fotoğrafları siz daha orada iken print edip veriyorlar.


Tac Mahal'in içerisi çok loş bu yüzden güzel bir görüntü alınamıyor. Zaten fotoğraf çekmek de yasak. Agra'da bulunma sebebimiz Tac Mahal olmasına rağmen Fateh Pur Sikri ve Agra Fort sürpriz bir şekilde çok daha fazla ilgimizi çekti. 


Babür İmparatoru III. Ekber'in kurduğu şehirdir. Ekber bu şehiri kurduktan sonra başkenti buraya taşımıştır.

Bu Saray kompleksi içerisinde Ekber 3 karısı için daireler yaptırmış. En büyük olan Hindu karısı içindir. Diğer eşleri olan hristiyan karısına  ve müslüman karısına da benzer saraylar yaptırmış bu kompleks içerisinde. Tüm karılarının ibadetleri için serbestlik tanımış ve gerekli ortamı onlara sağlamış. Komplekse bitişik Jama Masjid var. Buranın da hikayesi şöyle; Ekberi'in eşlerinden erkek çocuğu olmuyormuş ve bu da tabii ki imparatorluğun devamı açısından bir sorun teşkil ediyormuş Selim Christi Hazretleri adındaki zat Ekber'in Hindu karasından bir erkek çocuğu olacağı kehanetinde bulunmuş ve bu kehanet gerçekleşince Ekber kendisi adına bir türbe yaptırmış. Bu camii de şu anda kale içerisinde.   Kesinlikle söylemeliyiz ki; Tac Mahal'den daha fazla beğenimiz topladı burası. Giriş normalde 300 Rs ancak Tac Mahal biletiniz varsa bilet ücreti 250 Rs'e iniyor. Bu kompleks Agra'ya 38 km uzaklıkta ama mutlaka burayı programa alıp gezmelisiniz.


Agra'da sadece tek günümüz olduğu için ve son durağımız "Agra Fort". Burası da yine Ekberi yaptırdığı bir kale. Zaten bu şehrin eski adı Ekberabat imiş yani Ekber'in şehri. Sonradan İngilizler zamanında değiştirilerek Agra olmuş. Buraya da giriş 250 Rs ve yine Tac Mahal biletiniz 50 Rs indirim sağlıyor. Taş işçiliği ve genel yapısı ile tüm ekibimizin çok beğenisini toplayan Agra Kalesini gezi planınıza almalısınız.