Los Angeles

 
 

Buraya gelmeden önce herkes bu şehirin çok büyük olduğunu söylerdi ama yaşamadan pek anlamıyor insan. Otelimiz şehir merkezinde ama navigasyon programına nereye gitmek istiyoruz desek ağzını 40 km'den açıyor. Otoyollar 6 şerit ve oldukça yüksek bir hızla bütün araçlar dip dibe bir Nascar yarışını andırırcasına yol alıyoruz. Böyle bir araç kullanma tecrübesi yaşamamıştım doğrusu.


Şehire gece vardık ve China Town'a gidip bir yemek yiyelim dedik; ilk Nascar yarışını o gece yaptık; araçlar 6-8 şeritli yollarda son hız ve birbirine çok yakın bir pozisyonda yol alıyorlar. Şerit değiştirmek için bile pek fırsatınız olmuyor. Manzara gerçekten Nascar pistleri gibi. En büyük şansımızın Amerika'da araç kullanmaya ilk San Francisco'da başlamamız olduğunu anladık. San Francisco'da herşey o kadar sakindi ki trafik kurallarının kendine özgün farklılıklarına orada alışmak adeta bir eğitim pistinde eğitim almak gibi oldu. Neyse son sürat China Town'a vardık ama karşılaştığımız tablo bizi şaşırtı. Çoğu dükkan ve restaurant kapanmış adeta bomboş diyebiliriz. Meğer gündüzü hareketli imiş. Yemek yiyecek bir yer bulup otelimize döndük.

Bugün için ilk aktivasyonumuz Beverly Hills'e gitmek oldu. Beverly Hills'in muhteşem evlerini görmek için Rodeo Dr. ve paraleli yollarda biraz serbest tur attık. Gerçekten kaliteli bir semt ve inanılmaz evler var. Daha sonra Sunset Bulvarını gezdik ve "Walk of Fame" yani yıldızlar kaldırımının olduğu Hollywood Bulvarına geçtik.

Yaklaşık 2500 yıldızın isminin yazılı olduğu yıldızlarla dolu kaldırım esasında güzel ama kaldırımın olduğu bulvar adına yakışmayacak şekilde biraz kalitesiz olduğu için maalesef çok etkileyici değil. Los Angeles'ın Santa Monica'dan itibaren kilometrelerce bir sahil şeriti var. Bu kaldırım orada olsa gerçekten çok etkiliyici olurdu diye düşündük.

Hollwood bulvarı kalitesiz seksi iç giyim mağazaları ile dolu, bir de hediyelik eşya mağazaları. Sırada ünlü Hollywood yazısının  olduğu tepenin önünde fotoğraf çektirmek vardı. Ancak bu o kadar kolay bir iş değil. Sanki Hollywood'a geldiğinizde heryerden görünür sandığınız bu yazı nerde onu bile bulamıyorsunuz, tesadüfen görseniz bile o kadar uzaktaki yanına gitmeden fotoğraf bile çekmenizin imkanı yok. Bu amaçla navigasyonunuza mutlaka "hollywood Canyon Lake Dr" yazmanız ve sizi nereye götürüyorsa gitmeniz lazım, bu şekilde yazının dibine kadar ulaşabiliyorsunuz.

Los Angeles'da görülecek yerler listesinde olduğu için yönümüzü "Grand Central Market" e çevirdik ama çok çok tavsiye ederiz diyemeyeceğiz. Burası bir sebze-meyva pazarı, bunun yanında ucuz yemek bulabileceğiniz ufak lokantalar da var. Daha çok azınlıklar buraya geliyor gibi bir izlenim yarattı bizde.

Yarın tüm gün Los Angeles'da olacağız, plajlar çok güzel ise tüm günümüzü plajlara aksi halde Universal Studios'a ayıracağız. Bu yüzden plajlara bir göz atmak için Malibu Plajına gitmeye karar verdik. Malibu'da neredeyse limana kadar kilometrelerce plaj var ama bu plajlarda bizim alışık olduğumuz şezlong, şemsiye gibi şeyler pek yok. Bunun yanında Pasifik Okyanusu berrak bir su değil, karaya vuran yada vurmak üzere ortalıkta yüzen devasa yosunlar var ve çok soğuk. Tüm bunlar bir araya gelince boş günümüzü Universal Studios'a ayırmak daha doğru olur diye düşündük. Türkiye'nin denizlerine alışık bizlerin okyanus kenarında deniz beğenmesi çok zor. Doğru karar verdiğimiz Universal'i görünce anladık. Burada neler yapacaksınız teker teker anlatacak değiliz tabii ki, sadece mutlaka gidin diyoruz o kadar.

Giriş yaparken önce otopark parası veriyorsunuz (burada tercihli park 20$ ya da standart park 15$ olarak seçim yapmanız isteniyor) biz standart aldık ve park gayet kolaydı. Park ettikten sonra içeri girerken günlük bilet 80$, eğer her aktivasyonun kapısında sıra beklememek isterseniz 159$. Biz bu bileti almadık ama o kadar bekledik ki alınması gerekir diyoruz. Ortalama her aktivasyonda 30-70 dakika bekliyorsunuz. Bu beklemenin ayakta, bazen güneşte olduğunu ve birinin yorgunluğu bitmeden diğerini beklemeye başlayacağınızı düşünün. Bu verdiğimiz süreler hafta içi için. Hafta sonu iki misli olur kararınızı ona göre verin. Tüm günümüzü burada geçirerek parkın kapanma saati olan 21:00'e yakın bir saatte çıkıyoruz. Eğlencelerden bahsetmiyecektik ama Transformars'dan bahsetmeden olmaz. Gidince görürsünüz ama teknolojinin bu noktaya gelmesi bizi şaşırttı diyelim sadece :)


Los Angeles'da bir gece mutlaka "Griffith Observatory" gözlem istasyonuna gitmenizi öneririz. Burası tüm Los Angeles'ı tepeden gören bir tepede kurulu bir yer. Özellikle gece inanılmaz bir gece manzarası sizi bekliyor olacak, böylelikle LA'ın nasıl büyük bir şehir olduğunu da anlayabileceksiniz. Burası açık bir alan olmasına rağmen saat 22:00'de kapanıyor zorla dışarı çıkartılıyorsunuz. Bu yüzden en geç saat 21:00'de orada olmanızda fayda var. Burada da Cambria'da olduğu gibi yolumuza geyikler çıktı :)


Yarın saban erkenden San Diego için yollara koyuluyoruz. San Diego notlarımızı kendi sayfasında bulabilirsiniz.

Made on a Mac