Miami

 

Bu defa rotamız Miami ve Miami'den başlayacak olan Batı Karaibler Cruise gezisi. Bu amaçla Miami'ye ulaşmak için Lufthansa'yı seçiyoruz. THY maalesef direkt yada indirek olarak Miami'ye uçmuyor. New York'a kadar THY'i seçer oaradan iç hat alırsanız bu defa da iç hat uçuşunuzda bagaj kısıtlaması ile karşılaşıyorsunuz. Bu nedenle kişi başı 2x23 kg hak tanıyan Star Allience üyesi Lufthansa ile yolculuk yapmayı seçiyoruz bu sayede mil de kazanabileceğiz. Ancak yeşil pasaportunuz yoksa Almanya'nın transit vize istediğini hatırlatmak isteriz. Yeşil pasaportumuz olmasaydı sanırım bu nedenle Almanya'da aktarma yapan Lufthansa'yı seçmezdik. Uçuşumuz Ankara-Münih, Münih-Charlotte, Charlotte-Miami ayaklarından oluşuyor. Giderken saat farkından dolayı avantajlıyız; Sabah 06:00'da başlayan yolculuk aynı gün saat 20:00'de bitecek. Ancak dönüş hem aktarma aralarının uzun olması hem de saat farkının terse işlemesi nedeniyle çok daha kötü olacak.

Bu ve bu gibi yolculuklar için dikkat etmeniz gereken tek nokta Amerika'da devam eden iç uçuşunuz varsa Amerika'daki ilk durağınızda bavulunuzu almanız ve gümrükten geçtikten sonra iç hat için tekrar banta vermeniz gerekmesidir. Bavulumuzda bagaj etiketimiz MIA yani Miami olarak görünüyor ama Amerika ilk giriş noktanızda bavulunuzla gümrükten geçmenizi istiyor. Bu basamağı atlarsanız "bavulum kayboldu" diye ağlamayın.


Amerikaya girişte uygulanan prosedürleri San Francisco sayfamızda anlatmıştık oradan okuyabilirsiniz.


Son seyahatlerimizde alıştığımız gibi yine airbnb.com sistemini kullanarak bir Amerikalının evinde kalmayı tercih ediyoruz. airbnb sisteminin otele göre bazı avantaj ve dezavantajları mevcut. Otele göre daha fazla yazışma gerekmesi, reception olmaması nedeni ile eve girişi bile konuşmak gerekmesi işin zor tarafları. Ama onlardan biri gibi aynı ortamları paylaşmak bizce iyi oluyor. Evin oturma odası, mutfak gibi ortamlarının kullanılması seyahati kolaylaştırıyor. Bu özelliklere sahip olup olmadığı evin özelliklerinde yazıyor ama yine de yazarak sormak faydalı oluyor. Bir de bazı alışverişleri internetten önceden yapıp eve göndermek zamandan tasarruf etmenizi sağlıyor. Fiyat konusuna gelince seçeceğiniz eve ve şartlarına bağlı olarak otelden pahalı yada ucuz olabiliyor o size kalmış tabii ki.


Miami'ye vardığınızda yapmanız gereken ilk şey sanırız araba kiralamak olmalı. Bu şehirde araçsız pek birşey yapamazsınız. Havalimanında "Rental Car Center" adında ayrı bir bina var buraya terminallerden "Mia Move" adı verilen ücretsiz bir raylı sistem ile ulaşabiliyorsunuz. Bu kısma vardığınızda bütün şirketlerin bürolarını görebilir istediğiniz firmadan araç kiralayabilirsiniz. Biz bu defa aracımızı Sixt firmasından alıyoruz (6 gün Toyota Camry toll fee otoyol geçişleri ve 1 depo benzinle tüm sigortalar dahil; 400 $) Herşeyi internetten yapabilir hatta check-in işlemini de internetten yapıp sadece kimlik göstererek "express" hizmetinden yararlanarak aracı hızlıca teslim alabilirsiniz.


Gelelim Miami'ye; bu şehir hatta Florida ağırlıklı olarak İspanyolcanın konuşulduğu ve latin kökenli insanların bulunduğu bir bölge; Küba, Meksika, Venezüella, Colombia hangi ülkeden insan ararsanız var. Birinci dil ispanyolca hatta birçok kişi ingilizce hiç bilmiyor.


Miami'de ilginizi çekecek noktaların başında tabii ki ünlü Miami plajları geliyor. Bunların da en ünlüsü "South Beach". South Beach Miaminin plaj kısmının bulunduğu ana karaya bağlı ada kısmının plajlarına verilen isim. Bazen buraya SOuth ve BEach kelimelerinin kısaltması olarak kısaca SoBe de deniliyor. South Beach'in paralelindeki bulvar Miami'nin en önemli caddesi olan "Ocean Drive". Burada çok sayıda otel, restaurant, bar ve gece kulübü yer alıyor. Ünlü modacı Versace'nin öldüğü evi "The Villa" da bu cadde üzerinde yer alıyor. Bu evi herkesin önünde fotoğraf çektirmesinden tanıyabilirsiniz. Bu cadde gece belli bir saatten sonra lüks spor otomobillerin, Hammer'ların ve Limousine'lerin gövde gösterilerine sahne oluyor ama yine de CSI Miami'de gördüğünüz gibi abartılı bir durum yok :) Bu caddede biraz turlamak isterseniz aracınızı cadde üzerine park edebilirsiniz. Bunun için tabii ki park metreye kredi kartı ile yada nakit para ödemeli ve hangi saate park etmenize izin verildiğini gösteren parkmetre fişini aracın görünecek iç kısmına koymanız lazım. Yer seçerken sarı ile işaretli kaldırımların genellikle su vanalarına denk geldiğini ve yasak olduğunu, mavi olanların engellilere ait olduğunu unutmayın. Kırmızı da yasak sadece beyaz ile çizilmiş yerlere park edebilirsiniz. Bu yasaklara uymadığınızda aracınız masrafları ve cezası olmak üzere çekici ile çekilecektir.


Gelelim plaja; kilometrelerce uzanan plajda denize girmek gerçekten keyifli. Plajlar herhangi bir otele ait olmadığı için giriş ücretsiz. Ancak şemsiye ve şezlong kiralamak isterseniz 2 şezlong, 1 şemsiye 60$; evet bu satın alma değil kiralama ücreti. Biz bu rakamı duyunca kumun sıcaklığını hissetmek istediğimize karar verdik :)


2-3 saatimizi plajda geçirdikten sonra kafamızdaki diğer yerleri görmek üzere yola koyuluyoruz. İlk durağımız "Fashion District" ancak buranın bizim için birşey ifade etmediğini anlayıp buradan erken ayrıldık. Ağırlıklı olarak dekorasyon ve tasarım mağazalarının bulunduğu bölge muhteşem Miami malikanelerinin içini döşemek isteyenlere hitap ediyor. Kısa vadede böyle bir planımız olmadığı için :) buradan ayrılıyoruz. Sonraki durağımız "Lincoln Road Mall" ; adından da anlaşılacağı gibi Lincoln Road adındaki cadde sağlı sollu güzel dükkanlarla bir yaya bölgesine dönüştürülmüş ve adeta bir "Mall" haline gelmiş. Burada keyifli birkaç saat geçirdik. Aracınızı hemen yolun başındaki aynı isimli çok katlı otoparka bırakabilir dönüşte 2-3 saat için bizim gibi 20$'ı bayılabilirsiniz.


Buradan sonra çok tavsiye edilen diğer bir bölge olan "Little Havana" ya gitmeye karar verdik. Küba'lıların ağırlıklı olarak toplandığı bu bölge; Küba barları, restaurantları ve onlara ait kültürü barındıran mağazalarla dolu. Burada biraz zaman geçirdik ve en ünlü restaurant olan "Versailles" de birşeyler atıştırdık ancak ne Versailles ne de mahalleye çok ısınamadık doğrusu. Bu mahalleyi keşfetmek için sanırız burayı bilen birileri ile özellikle gece keşfetmek gerekir.


Navigasyonumuzla oradan oraya giderken çok güzel Miami manzaraları ile karşılaşıyoruz ancak maalesef bu kareleri gördüğümüz yerlerde aracı durdurmak imkansız olduğu için bu tip 1 kare bile fotoğraf çekemedik. Üzerinden geçtiğimiz bu köprülerin her birinden hem gece hem gündüz ayrı ayrı geçilirse enfes kareler alınabilir ama bizim ne halimiz ne vaktimiz var bunun için.


Miami'nin Hayvanat Bahçesi, Akvaryumu gibi birçok aktivasyonu mevcut ama bu tip aktivasyonlar bu şehir için pek ilgimizi çekmediği için ziyaret etmedik ve yazacak bu nedenle birşeyimiz yok, sizin ilginizi çekerse google'da yapacağınız kısa bir araştırma ile birçok alternatif bulabilrisiniz.


Bizim için Miami'nin kısa özeti; burada uzun süre plajdan faydalanmalı geri kalan sürede de gece hayatının tadını çıkarmalısınız.



Made on a Mac