New York

 
 

New York'a Las Vegas'dan uçakla geldiğimiz için ilk sorun otele ulaşmak. Siz daha havalimanından dışarı çıkmadan yanınıza gelen kişiler (ellerinde makbuzlarla ciddi güven veren görünümde kişiler) sizi taksisine götürmeye çalışır. Bu kişilere kesinlikle kanmayın verdikleri fiyata asla götürmez mutlaka sizi kazıklarlar. Yapmanız gereken tek şey; havaalanı çıkışındaki sarı renkli NYC taxi kuyruğuna girmektir. Eğer Manhattan'a gidecekseniz ücret 52$ + tünel geçiş ücreti + bahşiş = yaklaşık 62 $'dır. Sıranın başındaki görevli size nereye gideceğinizi sorar ve Manhattan diyince zaten kaç $ olduğunu söyleyip taksiye yollar. Yol trafik yoksa 1 saat sürüyor. Otelimize varıyoruz; Otelimiz Affinia Manhattan 7.Ave ile 34.St köşesinde yer alıyordu. Tavsiye edermisiniz diye sorarsanız lokalizasyonu ve genel kalitesi çok tatminkardı ancak pencelerdeki klimalardan gelen ses (çalışmasalar dahi) sıkıntı yarattı. İki kişi 220 USD.

Nerden başlasak? Nasıl anlatsak bu şehiri? Öncelikle yaklaşık 15 gündür bulunduğunuz California Eyaletinden çok farklı olduğunuz söylemeliyiz. Hatta ilk başta biraz hayal kırıklığı bile oldu diyebiliriz; ancak sonra yavaş yavaş NY kendini sevdirdi hatta çok sevdirdi. NY uzun caddeler (5., 6., 7. Ave gibi) ve bu bulvarları kesen sokaklardan oluşuyor bu nedenle ilk başta her yer birbirine benziyor gibi geliyor. Her iki caddenin arasındaki mesafeye "block" deniyor.

 

Yani 34 street'den 44.street' gidecekseniz 10 blok gitmeniz lazım yol tarifleri de bu şekilde yapılıyor genelde. Otelimiz Manhattan’da ve genel olarak bu seyahatimizi Manhattan’a ayıracağız.

İlk gece etrafta kısa bir keşif turu atıp yemek yiyip yatmayı tercih ediyoruz. Ertesi gün öğleden sonra arkadaşlarımızla buluşuyoruz ve bize "Extended Sightseeing" tur yapıyorlar :) Bu sayede diğer günler için önemli bilgiler aldık ve nerelere daha fazla zaman ayıracağımız, nerelere tekrar dönmemiz gerektiğini gördük. Ama bu planlarımız çok fazla yürümedi. Çünkü NY'da sokakları adım adım gezmek gerekiyor ve bu gezi tahmininizdan daha fazla zaman gerektiriyor. Buna bir de alışverişi eklediğinizde planlar tamamıyla değişebiliyor. Bu günümüz New Yorkdaki 6 günümüzden tek yağmur yağan güne isabet etti :) bu nedenle rehberlerimiz  :) bizi ağırlıklı olarak araçla gezdirdi. Bu esnada altta ayrıntılı olarak yazdığımız (birçoğunu yazamadığımız) tüm NY'u gördük diyebiliriz. Gecenin sonunda güzel bir akşam yemeğinin arkasından bizi Brooklyn Köprüsünden karşıya geçirdiler ve River Cafe'in yanındaki parktan Manhattan'ın mükemmel fotoğraflarını çekme imkanı bulduk. Eğer Brooklyn Köprüsü ve Manhattan manzarası izlemek istiyorsanız bunun için en iyi nokta 1883 yılından beri hizmette olan ve NY’un en önemli simgelerinden biri olan Brooklyn Köprüsünün Brooklyn ayağındaki River Cafe’dir  .

Gelelim Manhattan’a; Manhattan’ı 3’e ayırmak mümkün;

Manhattan'ın 14 .St ile adanın ucu arasındaki bölge Downtown olarak bilinir. Burada Wall Street, East Village, SoHo, Greenvich Village, China Town ve Little Italy yer alır.

Bu kısımdaki en önemli aktivasyon tabiiki Özgürlük Heykeli’ni zayeret etmek. Fransa tarafından 100 kuruluş yıldönümü nedeni ile Amerika'ya hediye edilen Özgürlük Heykeli (Statue of Liberty) açıldığı gün olan 1886 yılından beri NYC'nin simgesidir. Liberty adsındaki Özgürlük Heykeli; sağ elinde bir meşale sol elinde ise bir tablet tutar. Heykelin tacındaki 7 sivri uç 7 kıta ve 7 denizi temsil eder. 

Özgürlük Heykelinin görmek için heykelin bulunduğu ada olan "Liberty Island" a gitmeniz gerekiyor ancak adada heykelden başka birşey yok ve eskisi gibi heykelin taç kısmına çıkma hakkı yok (2013'de tekrar serbest olma ihtimali varmış) ve ücret 25 $ civarında. Bu adanın hemen yanında Hudson Nehrinin girişinde yer alan Ellis Adası bulunur. Zamanında NYC'e gelen göçmenlerin transit geçiş merkezi olarak işlev gören adada Göçmen Müzesi bulunur. New Jersey'e mi yoksa NYC'mi ait olduğu tartışma konusudur.

Hem Liberty Island hem de Ellis Island'ı tek bilet ile (24 USD) downtown’dan kalkan feribotlar ile ziyaret edebilirsiniz.

Birçok turist ücretsiz olan "Staten Island Ferry" ile adaya giderken Özgürlük Heykeli'ni görmeyi tercih ediyor. Biz de bu şekilde yapmaya karar verdik ve doğru bir karar olduğunu düşünüyoruz. Yolculuk yaklaşik 20 dakika sürüyor ancak gittiğiniz Ferry ile inmeden dönmenize izin verilmiyor, inip dönüş feribotunu 20 dk civarinda bekleyip o şekilde dönmeniz gerekiyor. Staten Island feribotu ile Manhattan'dan ayrılırken Manhattan'ın  da çok güzel karelerini yakalama imkanı bulursunuz.

Feribota bindiğiniz ve dolayısı ile dönüşte indiğiniz yer Manhattan'ın en alt kısmında bulunuyor.  Burası aynı zamanda Manhattan'ın finans merkezi. Buranın da merkezi olan "Wall Street" i ziyaret edip önündeki ünlü Boğa ile fotoğraf çektirerek "Broadway" üzerinden Midtown Manhattan'a doğru ilerliyoruz.

14 ve 59. st arası Midtown olarak anılır. Burası Central Park'ın güney girişine kadar devam eder. Burada Broadway, Times Square, Rockefeller Center, Empire State Building, 5.6.7. Ave gibi alışveriş caddeleri bulunur.

New York eyaletinin lakabı olan “Empire" kelimesinden adını alan gökdelene hem gündüz hem de gece çıkmanızı öneririz. İki zamanın görüntüsü birbirinden çok farklı. Özellikle Lower Manhattan'ın görüntüsü çok etkileyicidir. Empire State'in iki gözlem katı var; birincisi 86. katta ve çıkış ücreti 25 $. eğer bir üst kat olan 106. kata çıkmak isterseniz 17 $ daha vermeniz gekiyor.

Bilet almak için bir kuyrukta sonra güvenlik ve çıkış için ikinci bir kuyrukra beklemeniz gerekiyor. Eğer kuyruklarda beklemek istemezseniz geçiş öncelikli biletin fiyatı 56 $ civarında idi. Biz girerken girişimiz 45 dakika civarında sürdü. Girerken tripod içeri sokmanıza izin vermiyorlar. Eğer yanınızda tripod varsa bir fiş ile ücretsiz olarak emanete alınıyor ve çıkarken alabiliyorsunuz. Empire State'in gözetleme katında önünüzde cam olmadan fotoğraf çekebiliyorsunuz. 106.kat nasıl onu çıkmadığımız için bilmiyoruz. 5.Ave'de 33. ve 34.St arasında kalan Empire State 1931 yılında açıldığında o güne kadarki en yüksek bina olan Chrysler Building'in ünvanını elinden almıştır. Ancak gökdelenin bitimi Büyük Buhran dönemine rastladığı için bürolar boş kalmış bina vergisini dahi gözlem katını ziyaret edenlerle karşılamıştır. Ancak binada çok sayıda kişi çalıştığı için Büyük Buhran yıllarında New York’lu birçok kişi için geçim kaynağı da olmuş. Bina 1972 yılında WTC (World Trade Center) açılınca en yüksek bina ünvanını kaybetmiş, WTC 11 eylül saldırılarında yıkılınca ünvanını tekrar almıştır. Ancak 30 ağustos 2012 itibarı ile yeni WTC Liberty Tower henüz bitmemiş olmasına rağmen ünvanı geri aldı.

Eğer içinde bulunduğunuz Empire State Building de çekeceğiniz karenin içinde kalsın istiyorsanız o zaman başka bir zaman "Top of the Rock" a çıkmanız gerekir. Buraya çıkış ücreti de 25 USD'dir. Burayı 38 USD'lik "Sun & Stars" bileti ile aynı gün 2 defa hem gündüz hem gece ziyaret edebilirsiniz. Burası da diğer bina gibi engellemesiz görüntü elde etmenizi sağlar.

Bu bölgede aklına gelebilecek tüm lüks markaların mağazaları bulunur. Gençler Hollister ve Abercrombie mağazalarını kaçırmasın. Bunları dışarıda sizi karşılayan yarı çıplak mankenlerden tanıyabilirsiniz. Bu arkadaşlarla fotoğraf çektirmek adettendir. kaçırmasın.Bu bölgedeki Flatiron Building 23.St. üzerinde 175 numarası ile New York'un üçgen şekilli landmarklarından biridir. Yapıldığı 1902 yılında çığır açan yapı 1966 yılında New York'un simgesi seçilmiştir.Bina bulunduğu bölgeye de adını verir ve bu bölge "Flatiron-fuller" bölgesi olarak bilinir.  Bina ilk çelik iskelet kullanılan bina olarak da ayrı bir öneme sahiptir.

5 caddenin Central Park köşesinde yer alan Apple Store bu markanın tutkunları için bir mabed denilebilir. Cam kubbe içerisinden girişi ile kolayca tanıyabileceğiniz mağazayı ziyaret etmenizi hatta alışveriş etmenizi öneririz.

59.St üzerinde ise Central Park, MET ve birçok müze bulunur ve Uptown olarak adlandırılır. Burası zengin ve fakirin bir sentezidir. En fakir semtlerden Harlem de, en stil sahibi residencelar da bu bölgede yer alır.

Cental Park'ı hepiniz duymuşsunuzdur; Manhattan'ın ortasında inanılmaz büyüklükte (yaklaşık Manhattan'ın uzunluğunun dörtde biri kadar) bir park. İçerisinde göller, bisiklet yolları, halkın serildği çimlikler, ufak lunapark gibi eğlence, konser ve sinama alanları var.

Eskiden gece tekin olmayan park; son 10 yıldaki tüm NY'daki asayişin artmasına paralel olarak artık çok güvenli bir mekan olmuş. Bu park o kadar büyük ki yürümek biraz zor. Bisiklet kiralamak ya da fayton tutmak iyi bir fikir olabilir. Eğer bisiklet sürmek istemezseniz 3 tekerlekli bisikletçiler sizi gezdiriyorlar. Bu bisikletçilerin çoğu Türk gençlerinden oluşuyor.

Cenral Park'a kadar gelmişken isterseniz kısaca MET olarak bilinen Metropolitian Museum'u ziyaret edebilirsiniz çünkü müze 5.ave üzerinde Central Parkın yarısı hizasında bulunuyor. Paris'deki "Louvre" ya da St. Petersburg'da "Hermitage" gibi gez gez bitmeyen müzelerden. Buraya mutlaka kafanızda bir zaman koyup o sürede bitirmelisiniz. Müze tarzını çok beğendiğimiz MET'e giriş 25 $ ama bu parayı vermek zorunda değilsiniz.

Koskoca "Adult Admission 25 $" diye yazıyor ama altında ufacık "recomended" yani tavsiye edilen diyor. Siz 2 dolar uzatıp 2 bilet derseniz gayet problemsiz giriyorsunuz. Bu giriş ücreti karşılığında verilen metal bir rozeti kıyafetiniz takıyorsunuz. Bu kıyağımızı unutmayın 2 kişiyseniz 48 $ cebinize kaldı (bu tiyoyu bize veren arkadaşlarımıza teşekkürler) eğer müzelere devam etmek isterseniz en çok tavsiye edilen ikinci müze MOMA, biz sadece MET ile yetindiğimiz için MOMA hakkında detay bilgimiz yok ama oraya 1$'a giriş yok onu söyleyebiliriz.

Bu yerlerin tümünü aynı anda görmek için Sightseeing tur alabilirsiniz. Bu turlar birçok durakta inip tekrar binmenize olanak verir. Grey Lines firmasının turu ve  48 saat geçerlidir ve  39 USD'dır. CitySights NY ise 49 USD'den başlayan fiyatlarla değişik alternatifler sunar.

Taksileri yoldan çevirebilirsiniz ama boş taksi bulmanız pek kolay değildir. Bazı yerlerdeki taksi duraklarındaki sıraya girip buraya gelecek taksileri de bekleyebilirsiniz.


New York'da trafik kuralları California gibi değildir. Daha hızlı ve kurallara daha az bağlı işler. Örneğin sizin yaya geçitinden geçmeniz daha sabırsızca beklenir yada siz yaya geçitinin bir ucundan geçerken uzak tarafından bir araç dönüş yapabilir.

Bu arada hep Manhattan’dan bahsettik ama New York tabii ki sadece Manhattan'dan ibaret değildir;

Yankee Stadyumunun, New York Botanik Bahçesinin ve Hayvanat Bahçesinin bulunduğu Bronx önemli bir bölge.


Astoria kısmında Yunanlıların, Marpeth kısmında Polonyalıların, Woodside kısmında İrlandalıların, Sunnyside kısmında Türklerin ve Jackson Heights kısmında Kolombiyalılarınyaşadığı Queens ise diğer önemli bir bölgedir. Burası aynı zamanda Sex and the City, The Godfather, Sopranos, When Harry met Sally, Working Girl gibi film ve dizilerin çekildiği , Long Island City's Silvercup Studyolarına da ev sahipliği yapar. Burada ayrıca La Guardia ve JFK havalimanları da bulunur.

Brooklyn Köprüsü ile ulaşacağınız içerisinde; Coney Island Park, Prospect Park Zoo, New York Aquarium, Brooklyn Botanic Garden ve Brooklyn Museum of Art’ın yer aldığı Brooklyn ayrıca zaman ayırılması geken bir bölgedir.

Diğer bir bölge de Downtown’dan feribotla, New Jersey ve Brooklyn'den köprü ile ulaşabileceğiniz Staten Island'dır.

Bir günümüzü ise Outlet alışverişine ayırmaya karar verdik. Daha önce San Francisco'dan LA'a geçerken outletlere uğramış ve fiyatların avantajlı olabildiğini görmüştük. Olabildiğini diyoruz çünkü Amerika'da alışveriş konusunda tamamen Outletlere güvenmek kesinlikle büyük hata olur. Öncelikle outletde herşeyi, rengini ya da bedenini bulamama olasılığınız yüksek. Eğer markaların şehir içlerindeki mağazalarının indirimlarini yakalarsanız çok daha iyi alışveriş yapabilirsiniz. Şehirden daha uygun fiyata aldığımız şeyleri outletde daha pahalıya gördüğümüz çok oldu. Yine de bize çok önerilen bir outlet olan Premium Woodburry Common Outlet' gitmeye karar verdik.

Bu outlet şehirden 1 saat uzakta olduğu için ya aracınızla gideceksiniz ya da otobüsle. Buraya giden otobüsler Port Authority Bus Terminal adı verilen otobüs garından kalkıyor. Firmanın adı Coach America Shortline. Gidiş geliş bilet fiyati ise 42 $. Biz kalmaz filan diye bir gün önceden biletimizi aldık ama uygulama farklıymış. Yaklaşık saat başı otobüs var buradan. Bileti alırken size saat tablosunu da veriyorlar. Gitmek istediğiniz saatte durağa gidiyorsunuz, kaç kişi sırada bekliyorsa o kadar sayıda otobüs gelip herkesi alıp götürüyor, sorun yok aceleye de gerek yok yani. Eğe çok alışveriş yapacaksanız birçok kişinin yaptığı gibi tekerlekli bir bavulla buraya gitmenizi öneririz. Müstakil villalar şeklindeki 220 mağazası olan Outlet adeta bir köy gibi, çok büyük bir alana yayıldığı için torbalarla mağaza mağaza dolaşıp alışveriş yapmak çok yorucu oluyor; tatlı yorgunluklar bunlar tabii ki :) bu firmayla gittiğiniz için outletin içerisindeki informationdan bir indirim kupon kitapçığı veriliyor bu kuponlar da birçok mağazada ekstra %10-15 indirim almanızı sağlıyor. Eğer daha yakın bir Outlet’e gitmek isterseniz New Jersey’deki “Jersey Garden” ı seçebilirsiniz fiyatlar daha uygundur ama daha az lüks mağaza bulunur. Eğer outlet’e gitmeyecekseniz ama makul fiyatlı mall arıyorsanız 21.Century işinizi görebilir.

Son gün uçak zamanımıza kadar az bir süremiz olduğu için arzu ettiğimiz bir yeri görelim istedik; "Abyssinian Baptist Church" u ziyaret etmek. Burası çocukluğumuzdan beri filmlerde izlediğimiz mor kıyafetleri içerisinde şarkılar söyleyerek ayin yapılan kilise. Harlem'de yer alıyor.Buraya gitmek için 2 ya da 3 nolu metroyla 135.St durağında inmeniz sonra 200-300 m yürümeniz gerekiyor. Biz yaklaşık kuyrukta 2 saat bekledikten sonra izleyemeden ayrıldık. Deneyimlerimizi size aktaralım ki belki siz izlersiniz :)