Üsküp (Skopje)

 

“Kesinlikle bir parçamız”
 

Skopje (Üsküp)


Bizim "Üsküp" olarak bildiğimiz şehrin onların ve tüm dünyanın dilindeki adı "Skopje" (skopye okunur). Dillerinde "oklarla" demekmiş ve şehir oklarla kuşatılarak alındığı için bu isim verilmiş. 5 yüzyıl boynca Osmanlı şehri olan şimdiki Mekodonyanın başkenti Üsküpe Ohridden 180 km'lik yolu 2.5 saatte kendi aracımız ile katederek geldik. Makedonyanın tümü yolları, binaları ve genel görüntüsü ile maalesef hemen Yunanistandan ayrılıyor. Bakımsızlık ve biraz estetik dışılık söz konusu diyebiliriz. Ancak iki ülke arasındaki genel zenginlik göz önüne alındığında burum normal denilebilir.


Üsküp Vardar nehri ile ikiye ayrılıyor; nehrin kuzeyinde müslüman Arnavutlar ve Türkler otururken diğer tarafta Makedonlar bulunuyor. Her açıdan şehrin bu iki tarafı neredeyse farklı şehirler gibi. Makedonların bulunduğu kısım yeni bir şehir görünümünde ve hergün yenileri eklenen binalar ve heykellerle Avrupa şehri görünümü verilmekte. Taş köprüden karşıya geçerek ulaştığınız eski şehir ise tam anamı ile tarih kokan bir şehir. Adım başı bir han, camii sizi bekliyor. Makedonlar taş köprü ve camiilerin bulunduğu eski şehir kısmından rahatsızlar ki oranın etkisini azaltacak şekilde hemen taş köprünün iki yanına gösterişli opera binası ve anayasa mahkemesi yapıyorlar. Yine köprünün her tarafı büyük boy İskender gibi tarihi karakterlerin heykelleri ile dolduruluyor. Yine taş köprünün yanına iki köprü daha inşaa ediliyor. Biz burada iken (2011) taş köprü ve çevresi tam bir restorasyon alanıydı diyebiliriz. Çalışmalar bittiğinde güzel ve etkileyici bir görünüme sahip olmayacağını söylemek imkansız. Ancak Bu yapılaşmanın müslüman üsküp karakterinin azaltılması amacı ile olduğu çok açık olduğu için bizi rahatsız etti. Nüfusun % 45'i müslüman olan Üsküpte günlük yaşam tamamen bu iki ayrı toplumun ayrılığına göre kurulmuş. Okullarda Arnavut müslümanlar sabah eğitim görüyorsa Makedonlar öğlenden sonra eğitim görüyor. Birbirleri ile çakışmasınlar diye de 1 saat ara veriliyor. Öğretmenler de tamamen ayrı tabii ki. Ateşle barutun bu kadar yan yana olduğu bir şehirde barış ne kadar uzun sürer bizi çok endişendirdi. % 45'in müslüman olduğu bir kentte Vodvo dağına devasa ışıklı bir haç dikmek de tahrik bence. Üsküplü bir dostumuzu orada ziyaret ettiğimizde kendisinin de dediği gibi; BalKan: 50 yıl Bal, 50 yıl Kan demekmiş. Umarız bu böyle devam etmez ama coğrafyanın tümünde ileride sorunların tekrar olması için çok ama çok sebep var. Makedonlar sadece müslümanlar ile uğraşmıyorlar bu arada. Bir yandan da Yunanistan ile Makedon kelimesi yüzünden ve İskender'i paylaşamama yüzünde itilaf içindeler. Arnavutlukta doğmuş, Osmanlı Saraylarında eğitim alan İskender (Gjergi Kastrioti) yükselerek Sırbistan ve Arnavut Sancağına sahip olmuş. Osmanlı ile iskender buranın özerk yönetimini isteyince ters düşmüş ve Osmanlıya karşı savaşıp hiristiyan olmuş. Bu nedenle bizim için hain olan İskender'in  tam taş köprünün karşısına yaptıkları şaha kalkmış at üzerindeki devasa anıtı da bu gerginliğe tuz serpiyor. Makedonya kelimesi Yunanistanın itirazı ile Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilmeyip FYROM (Former Yugoslavian Republic of Macedonia - Eski Yugoslavya Cumhuriyeti olan Makedonya) kabul edilmesine rağmen ısrarla Makedonya olarak kullanıyorlar. Sizde sınırdan geçerken Yunan görevliler sorduğunda Makedonyaya gidiyorum dememelisiniz ki sınırda çok beklemeyin.


Şu ana Makedon nüfus % 66, Arnavut kökenli müslüman ve Türk nüfus % 26. Ama nüfus artış oranı şu an ki gibi devam ederse 30 sene sonra topluluklar eşitlenecek sayı olarak. Umarım bunu engelleyecek bir girişim olmaz.


Üsküpün yeni kısmında görülmesi gereken hiçbirşey yok diyebiliriz. Hristiyanlar için Üskip rahibe Teresa'nın doğduğu şehir olarak kabul ediliyor ve bu nedenle ana cadde olan "Makedonija" üzerinde bir "Rahibe Teresa Evi" yapılmış. Ama evin bu konsept ile ne alakası var anlamak mğmkün değil. Modern değişik bir bina, önündeki Rahibe Terasa anıtı olmasa anlamanız mümkün değil.


Eski Şehir:


Bu kısımda ise özellikle Türkiyeden gelenlerin ilgisini çekecek çok yapı var. Burası bir Türk mahallesi denilebilir. Çoğu insan türkçe konuşuyor ya da biliyor. Türk televizyonları seyrediliyor, ince belli bardakta çay ve türk kahvesi içiliyor. Bunların lokalizasyonları üzerinde durmayacağız çünkü hepsi birbirine çok yakın mesafelerde. Ama yine de trimaks'ın bastığı görsel özelliği yüksek bir skopje haritası var onu alırsanız (300 dinar) işiniz dha da kolaylaşır.


Taş Köprü (Kamen Most / Stone Bridge)


Eski Bizans köprüsünün aynı yerinde Osmanlılar tarafından yaptırılan şehrin sembolü olan köprü 15 yy yapımıdır. 13 kemerli 220 m uzunluğundaki köprünün yapımına 1444 yılında başlanmış ve 1546'da Fatih Sultan Mehmet zamanında bitirilmiş. Bu nedenle "Fatih Körüsü" diye de anıllabiliyor.


Davut Paşa Hamamı (Daut Pashin Amam)


Taş köprüden karşıya geçtiğinizde hemen sağınızda yer alan kubbeli hamamdır. 15 yy'ın ikinci yarısında rumeli veziri Davut Paşa tarafından yapılmıştır.1948 yılına kadar halka açık hamam olarak kullanılmıştır. Daha sonra restorasyon görmüş ve bu işlevi yerine sergi salonu olarak hayatına devam etmiştir. Orada yaşıyan müslümanlar makedonların hamamı sadece 1 gün dahi ısıtamadıkları için kapattıklarını söylüyorlar.


Kale (Skopje Fortress)


Kalenin tarihi milattan önce 4. yy'a uzanır. Tüm medeniyetler boyunca üzerinde hayat olan Kale en son 1963 depremi ile büyük bir hasar görmüş. Şu an için ayakta 121 m uzunluğunda bir sur, 3 kule ve bolca arkeolojik kalıntı kalmış. Şu an için içerisine yapılmak istenen Kilise nedeni ile bir gerginlik sözkonusu bu nedenle ziyarete kapalı (2011) Ama girişi olan arka kısma ulaşırsanız kaleye giremeseniz bile yukarıdan bir Üsküp manzarası ile karşılaşırsınız.



Eski Çarşı (Old Bazaar)


İstanbul kapalı çarşı mantığı ile aynı şekilde kurulmuş olan çarşı büyük bir alan üzerine kurulu ve aynı bizdeki gibi belli meslek grupları bir arada imiş. Bu zamanla bozulmuş ama isimleri aynı kalmış; yorgancılar sokağı, kazancılar sokağı gibi. Tam bir labirent gibi olan çarşı 15 yy ile 19 yy arasında gelişiminin en iyi yıllarını yaşamış.


Kapan Han (Kapan Inn)


Tipik bir han alt tarafı hayvanlara üst tarafı ziyaretçilerin konaklamasına ayrılan tipik bir türk hanı. 15 yy'da Ishakbey'in oğlu İsa Bey tarafından yaptırılmış. Kapan isminin arapçadan büyük ölçekli anlamına gelen kabbab kelimesinin zamanla devşirilmesinden türediği düşünülmektedir.


Sulu Han (Suli Inn)


15 yy'da İshakbey tarafından yapılan hanın içerisinden küçük bir nehir geçtiği için bu isim verilmiş. 1963 depreminde ciddi zarar görmüş ama restore edilmiş. Şu an Güzel Sanatlar Fakültesine ev sahipliği yapıyor.


Sveti Spas


Çarşını içerisinde hemen kalenin yanında yer alan kilise 3 katlı ahşap kulesi ile dikkat çeker. Üsküpün en eski kilisesidir. Hemen yanındaki Mustafa Paşa Camiisine gölge yapmaması için yüksekliğinin yarısına izin verilmiş.Geri kalan kısmı yerin altına doğru yapılmış.  İçerisinde 10 m genişliğinde 6 m yüksekliğinde iconalar bulunur. 1963 depreminde ciddi hasar görmüş ve restore edilmiştir.


Çifte Hamam (Chifte Amam)


Bu hamam da 15 yy'da İsa Bey tarafından yaptırılmıştır ve çarşı içerisinde yer alır. Erkekler için ve kadınlar için iki ayrı binası ve 2 girişi olduğu için bu ismi almıştır. 1689 da bir yangında zarar görüş ve restore edilerek 1917 yılına kadar hamam olarak kullanılmıştır. Daha sonraları cephanelik olarak kullanılmış şu anda ise sergi sarayı olarak kullanılmaktadır. Ancak üzülerek söylemek gerekirki çok başarısız bir restorasyon geçirmiş. Orjinalden geriye çok az kubbe kalmış. Hamam olduğunu gösterecek ise iz dahi yok


Murat Paşa Camii (Murat Pasha Mosque)


Murat Paşa Camii eski çarşının tam ortasındadır diyebiliriz ve minaresi de birçok yerden görülür. 1741, 1790 ve başka zamanlarda eklenen süsleme ve yapıların hangi tarihlerde hangisinin olduğu hala tam bilinmemektedir.


Mustafa Paşa Camii (Mustapha Pasha Mosque)


Çarşının sonunda Kalenin girişinde yer alır. 1492 yılında Üsküplü Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bahçesinde büyük bir şadırvanın da olduğuk kompleksin bir kısmı Mustafa Paşanın türbesidir.


Saat Kulesi


Ezan zamanlarının hatırlanması amacı ile yapılan bir islamik yapıdır.


Sultan Murat Camii


Sultan Camii olarak bilinen camii hemen saat kulesinin yanındadır.


Eski Tren İstasyonu (Üsküp Şehir Müzesi)


1963 yılındaki büyük depremde saat 05:17'de duran saatiile sembolleşen bina şimdi yarı yıkık hali ile korunarak depremi hatırlatıyor. Bina şu an Üsküp Şehir Müzesi olarak hizmet veriyor ve ücretsiz.


 

copy + paste için izin yok kanun da bizden yana:) ama tüm bilgileri indirebilir ve print edebilirsiniz:) printer logosuna tıklayın

soru sormak isterseniz mail atın..

Email Me