Hama

 

Hama



Sadece değirmen için gidilir

 
 

"Su değirmenleri şehri" demek pek yanlış olmaz Hama'ya. Bu aslen, sayıları günümüzde iyice azalmış tarihi su değirmenlerinin var olmasından çok, 1982 öncesine kadar var olan başka tarihi güzelliklerin artık "yok" olmasından dolayıdır da.

Yapılan kazılarda Neolitik çağdan yerleşim izleri bulunan Hama, ismini M.Ö.1000 yıllarındaki Hamah Krallığı'ndan alıyor.












Tarihinde defalarca el değiştirmiş olan şehir, Osmanlılar zamanından da önemli yapılara mekan olmuş. Ancak, 1982 yılı Şubatı'nda şehirde Enver el-Sedad rejimine karşı başlayan ve daha sonra yasa dışı ilan edilecek olan Müslüman Kardeşler örgütü tarafından kışkırtılan silahlı ayaklanmanın 3 hafta süren ve 8,000 askerin katıldığı kanlı bastırma operasyonu, şehirde onarılamayacak bir yıkıma sebep olduğundan, eski kayıtlarda bahsi geçen bu güzel yapılardan çoğu, görülebilecek halde ayakta kalamamış, birkaçı dışında. Yıkım o kadar büyük olmuş ki, ufak bir kısmının onarılmasına karar verilirken, bazıları tamamen gözden çıkarılmış. Zarar görmemiş tarihi yapılardan bazıları Rüstem Paşa Hanı (ki yakın zamana kadar yetimler yurdu olarak kullanılmış), Esat Paşa Hanı (şu anda ülkenin tek partisi olan Ba'as Partisi şube binası olarak kullanılıyor), Nureddin Camii ve Esat Paşa (Esat Paşa al-Azem) Sarayı. Ağır hasar gören Büyük Cami (8.yy) aslına sadık kalınarak yeniden yapılmış. Bunlardan, Esat Paşa Sarayı (ki kendisi Suriye'nin köklü ailelerinden el-Azemler'denmiş ve 1742 yılından itibaren Osmanlı valisi olarak atanmış), özellikle harem bölümünün güzelliği ile tanınıyor. Gelelim su değirmenlerine (noria): Hama, Orontes (bizdeki adıyla Asi) Nehri üzerinde kurulmuş bir şehir. Nehrin su seviyesi, kentin nehir kıyısındaki seviyesinin oldukça altında olduğundan, su ihtiyacını karşılayabilmek için bu "su asansörleri" inşa edilmiş. Hem de öyle yakın çağlarda falan değil. Hama Müzesi'ndeki mozaiklere bakılırsa M.S. 5. yüzyılda bile varmış bu koca çarklar. Ancak bugün de var olanları, 13. yüzyılda Eyyubiler tarafından yapılmış. Şu anda 17 tanesi kalan ve şehrin içinden geçen nehirin her iki yakası boyunca yer alan bu çarklar, Memlûklular ve Osmanlılar zamanında ya tamir görmüş, ya da yeniden yapılmışlar. Birkaç tanesi hala çalışıyor, büyük bir gürültüyle gıcırdayarak ve taşıdığı suyu etrafa saçarak. En büyüklerinden biri olan Noria al-Mamuriyya, şehrin en merkezi yerinde kurulu bir parkın içerisinde; yaklaşık 20m çapında. Ahşaptan yapılmış olan çarkların ortasındaki ahşap miller, taş kaideler üzerinde bulunan -yine- ahşap yataklar üzerinde dönüyorlar. Yıllardır hiç durmadan dönmekten yorulmuşa benziyorlar, çıkardıkları homurtulara bakılırsa... Yukarıya Şehir, kuzeyde Halep'e 146 km, güneyde Humus'a 47 km ve Şam'a 209 km uzaklıktadır. Şehrin tarihi, M.Ö. 5000 yıllarına dayanır. Kale, ilk yerleşim yeridir. Asi (Orontes) Nehri, şehrin içinden geçer. Doğu dillerinde Hama "kale" anlamına gelir. Bu şehrin kurucusu Kenan'ın on bir oğlundan birisi olan Hams b. Kenan'ın olduğu söylenir. Selçuklular döneminde şehri, imparator Antoyuhas Ebifaniyus'a nispetle Ebifaniya denilmiştir. Asi Nehri üzerindeki su dolaplarından ötürü Medinetün-Nevair (Su dolabı şehri) de denilir. Meşhur coğrafyacı Ebu'l Feda bu şehirlidir. Hama, Asi Nehri üzerinde bulunan şehire su nakli için yapılan Dünyanın en eski su değirmenleri ile ünlü bir şehirdir. Şehirde tam 19 adet büyüklü küçüklü değirmen bulunuyor. Şehrin tam ortasından Asi Nehri geçiyor. Eski Hama da bu nehrin arka kısmında yer alıyor. Şehir tamamen restore edilmiş. Turizm cevherinin farkına varmışlar.

 

Değirmenlerin kenti; Hama