Paris
 
 

Paris gerçekten gezi yazısı yazılması belki de en zor kent. Paris o kadar özel bir kent ki; tarih, sanat, eğlence, yemek, kültür herbiri açısından ayrı ayrı ele alınıp anlatılması gereken bir kent (tabii öyle bir niyetimiz yok!!)

Öncelikle Paris konusunda söylenecek şey çok kısa süreli bir seyahat çok iyi bir fikir değil Biz Paris'e gittiğimizde Eiffel kulesine ancak 5. gün gidebildik. Düşünün ki Eiffel'e bile sıra 5. gün gelebildi. İdeali bence 5 gece, 2-3 günlük turlarda ise ancak Paris'in havasını almış sayılırsınız.

Paris’in en sık kullanılan havalimanı Charles de Daulle (CDG ya da Roissy olarak bilinir). Genelde tüm uçaklar (THY ve Airfrance dahil) Terminal 2 ye iniyor. Terminal 2 den şehire ulaşmak daha kolay Terminal 1 e indiyseniz ücretsiz ring raylı sistem  ile Terminal 2 ye ulaşabiliyorsunuz . Terminal 2 ye ulaşmanız RER treni ile şehire gidecekseniz gerekli aksi durumda terminal 2 ye geçmenize gerek yok. Terminal 3 ise sadece charter seferler için kullanılıyor. Havaalanına indiğinizde şehire transfer için birkaç alternatifiniz var. Bunlar;

Taksi:

Taksi en pahalı seçenek; sadece arkaya 3 kişinin alındığı bagajın ücrete tabii olduğu taksi için ortalama olarak 50 euro civarında bir ücret ödersiniz ve bunun yanında bir de bahşiş beklenir.

Shuttle:

Bu alternatif seçilmesi makul bir yol. Birçok şirket bunun için internet üzerinden hizmet veriyor. Ücretler tek yön için tek kişi 18-25 euro aralığında. Bize göre en iyi seçim bir türk şirketi olan “Paris Dolmuşu”. www.parisdolmusu.com dan ulaşabileceğiniz şirket  türkçe konuşabilmeniz açısından öne çıkıyor. Diğer hizmeti olan ve en bilinen şirket Bluvan  bu şirketle de irtibata geçebilirsiniz. Eğer valiziniz bir adetten fazla ise shuttle alternatifini seçin çünkü (çoğunda olmakla beraber) bazı metro istasyonlarında yürüyen merdiven yoktur. Bu şirket ve benzeri şirketler sizi havaalanından otelinize kadar götürecektir. Eğer otelinizle yazışırsanız sizi karşılayacak bir araç gönderebilirler. Bu hizmet de bazen kişi başı bazen araç başı ücrete tabii oluyor.

RER + Metro:

Eğer valiziniz 1 adet ise seçmeniz gereken yol budur. Şehire giden RER adında tren ağı var. (tek yön 8.5 euro) bu sizi otelinizin yerine göre direkt olarak otelinize kadar götürebilir ya da ana metro istasyonlarından “Nord İstasyonu” nda inmeniz durumunda otelinizin en yakınındaki metro ağına bağlar (metro tek 1.4 euro 10 lu karne alınması halinde 1.1 euro). RER biletini ve metro  biletini kullanması çok basit otomatlardan alabileceğiniz gibi gişelerden de alabilrsiniz. Bazı istasyonlarda ve geç saatlerde sadece otomat bulunabilir. Havaalanında pasaport kontrolünden sonra “paris per train” tabelaları sizi RER trenlerine götürüyor.  RER tren biletleri aynı zamanda metroda da geçiyor dolayısı ile ilk ulaşım için ihtiyacınız olan sadece RER bileti. Paris metro sisteminde aşağıya indiğinizde kullandığınız bilet yukarı çıkana kadar yapacağınız tüm aktarmalarda geçerli. İstediğiniz kadar hat değiştirebilirsiniz. Bizim otelimiz “Notre Dame Katedrali” nin çok yakınında idi. RER trenleri de buraya kadar gittiği için aktarma yapmadan otele ulaştık.

Paris’te kısa süreli bulunuyorsanız Paris Visite kartlarında veya T-Ticket denilen biletlerden almanız gerekiyor. Eğer Disneyland gibi uzak mesafelere de gidecekseniz 6 bölgeyi de içeren kalış sürenize göre 3 - 5 günlük “Paris Visite” kartı çok avantajlı. Bu kart aynı zamanda bazı müzelerde, alışveriş merkezlerinde, nehir gezilerinde ve Disneyland’da indirim sağlıyor. Bu nedenle her yerde mutlaka kartı göstererek “indirim var mı?” diye sormakta fayda var. Eğer 5 gün ve üzeri kalınacaksa gezi proğramınıza göre 5 günlük Paris Visite Kart alıp (en uzak mesafe 5 günlük yetişkin ücreti 48,40 euro, çocuk ücreti 24,20 euro) diğer günler için T-Ticket (Onluk karneleri yaklaşık 5 euro daha ucuz ve herbir bileti farklı kişiler kullanabilir.) kullanmak daha avantajlı. 5 Günlük biletin ardışık 5 gün için geçerli olduğu unutulmamalı, 5. günün sonunda geçersiz olacağı gözardı edilmemelidir. Bileti makinaya ilk sokup kullandığınızda süreniz başlar. Örneğin 6-7 gün kalacaksanız bir tek tekli havaalanından şehire ulaşımda 8 euroluk biletleri kullanmak da gerekebilir.

Paris 1-20 arasında 1=merkez olmak üzere, numara büyüdükçe merkezden ulaşacak şekilde numaralandırılmış bölgelerden oluşuyor. Dolayısı ile otelinizin bölgesi önem taşıyor biz 5. bölgede “Latin Querter” bölgesinde konakladık. Otelimiz 3 * “Saint German Claude Bernard” idi. Temiz, yeterli büyüklükte odaları olan, kahvaltısı avrupa standartlarına göre çok iyi olan tavsiye edilebilir bir oteldi. 2 kişilik odanın fiyatı vergi ve kahvaltı dahil 2 kişi için 108 euro idi. Herşey bir yana otelin lokalizasyonu inanılmaz iyi. Zaten bu bölge çok emniyetli gece istediğiniz saate kadar dışarıda olabileceğiniz bir bölge. Biz Paris ilk gidişimizde “Pigalle” de kalmıştık ve çok memnun kalmadığımız geceleri emniyetin dştüğü bir bölge idi. Bu seferki otelimiz ise “Notre Dame” a 300 m. “Sorbonne Üniversitesi” ne 50 m mesafede idi ve çok memnun kaldık. Ama yine de buraya  giderseniz (şehir merkezi avrupa otellerinin standartları doğrultusunda) beklentiniz fazla olmasın. Bu arada asansörün 1 kişilik olduğunu söylemeliyim.

Paris’e son gidişimizde de Montparnesse bölgesinde “Ibis Alesia” da kaldık bu otel de lokasyonu ve kahvaltısı ve diğer özellikleri ile tavsiye edilebilir bir oteldi.

Bu arada seyahatimiz ile ilgili aktarmak istediğimiz bir konu “Alitalia” ile ilgili çok sıkıntı çektiğimiz olamalı. Bize hizmet kalitesinin çok düşük olduğu söylenmesine rağmen çok dikkate almadık ama gerçekten 4 uçuşun hepsinde; uçuş iptali, aktarmalı uçağa yetiştirememe, rezervasyonu görülmemesi, parisde 2. uçuş için verilen boarding pass’lerin geçerisiz olması gibi hiç yaşamadığımız sorunları Alitalia sayesinde yaşadık. Size THY ya da Airfrance tavsiye ederiz. Alitalia 4 uçuşun 3’ünü Airfrance’a devretti onlardan çok memnun kadık.

Paris gezilmesi metro nedeni ile çok kolay ama büyük bir kent. Dünyanın en gelişmiş metro ağlarından (bu arada gelişmiş ama özellikle “Pigale” bölgesinde çoğu yeri idrar kokan bir metro) birine sahip olan şehirde bir defa metroyu kavradığınız zaman heryere ulaşmak çok çok kolay ama mesafeler yürümek için çok fazla. Bir uyarı yapalım metroda yürüyen merdivenlerde sağa yanaşın yolu kapamayın bu orada alışılagelmiş birşey çünkü çoğu kişi yürüyen merdivende de yürüyerek sizi geçmek isteyecektir. Metro bileti 1,4 euro (10 luk kart 11 euro) ve yukarı yüzeye çıkana kadar istediğiniz kadar aktarma yapabiliyorsunuz ve aynı zamanda biletler otobüslerde de geçerli.

Paris'i kolay gezmenin iki yolu olabilir (yürümek en doğrusu ama vakit varsa!!) birincisi Sein nehri üzerinde gezi motorlarına binebilir Batobus  firması: 12 euro) ve aralarında Notre Dame, Eiffel, Saint German, D’Orsay Müzesi gibi durakların olduğu 8 istasyondan istediğiniz istasyonda inebilir daha sonra tura devam etmek istediğinizde kaldığınız yerden diğer duraklar için tekrar devam edebilirsiniz (Hop on - hop off mantığı ile çalışan Sightseeing turları ile aynı mantıkla çalışıyorlar) Yine 2 katlı gezi otobüsleri de aynı mantıkla çalışır ve zamanınız yoksa hızlı bir gezi sağlarlar. (Lescarsrouges firması 24 euro) Bunlarla da değişik hatlarda istediğiniz durakta iner sonra kaldığınız yerden aynı biletle gün boyu devam edebilirsiniz.

Taksiler pek ortalıkta dolaşmaz telefonla çağırılır veya duraklardan binilir. Pahalıdır...bagajınıza extra ücret ve bahşis alınır sadece arka koltuğa 3 kişi alırlar (çok nadir yanına izin verir !!)

Gezilecek yerler:

“Notre Dame” Paris’in görülmesi gereken en önemli yerlerindendir. Paris'in tam ortasındaki "Cite" denilen ada üzerinde 1163-1345 yılları arasında gotik tarzda inşaa edilen Victor Hugo'nun  eseri Notre Dame'ın kamburu ile ünlenmiştir. Katedral içerisine 6000 kişi alabilir. “Point Zero” (Paris’in merkezi sayılan metal plaka sıfır noktası) Katedralin dışında avlusundadır. Napolleon imparatorluk tacını burada giymiştir. Notre Dame’in herkes ön avlusunda oturur ve içerisini gezer ama esas güzel görüntü nehrin karşı tarafından ve arka bahçedendir. Mutlaka bu bölgelerden Notre Dame’ı görün. Katedrali gezmek ücretsizdir ancak içeride “Notre Dame Treasures” kısmı ücrete tabidir ve 3 euro karşılığında gezilebilir. Bu kısımda Papalara ve diğer din büyüklerine ait özel eşya ve mücevherler bulunur. Seyahatiniz pazar gününe denk geliyorsa pazar ayini için “Notre Dame”a yolunuzu düşürebilirsiniz.


Eiffel” kulesi neredeyse Paris denildiğinde ilk akla gelen ve tabii ki her turistin görmeden dönmeyeceği yedir. Adını tasarımcısı Gustave Eiffel den alır. Neredeyse tüm Paris’den görülür 1930 yılında Chrysler binası yapılana kadar 320 m uzunluğu ile dünyanın en yüksek yapısı olmuştur. Uzaktan çok etkileyici olmamakla beraber altına gelince gerçekten devasa hali ile etkileyicidir. En önemli olay ise kuleye çıkmaktır. Kulenin her ayağında asansörleri  ve 3 izleme platformu var. 1. kata 4.80 euro karşılığında çıkılıyor ama oraya çıkan kişi sayısı az çünkü oldukça altta kalıyor. 2.kata 7.80 euro karşılığında çıkılıyor ve oldukça tatminkar bir manzara sunuyor. 3.kata ise 12 euroya çıkılıyor ve burası zirve. Tavsiyemiz buraya çıkmanız. Artık caddelerin arasının harita gibi açık açık izlenebildiği bir yüksekliğe ulaşılıyor. 3.kata çıkmak için 2.kata çıkmanız ve oradan 3.katın asansörüne binmeniz gerekiyor. Direkt olarak 3. kata bilet alabileceğiniz gibi isterseniz 2. kattaki gişeden de aradaki farkı ödeyerek 3. kata çıkabiliyorsunuz. 2. katta fotoğraf çekimi için arada tel vs. olmayan güzel bir manzara var. 3. katta ise 2 ayrı kat var asansörden inilen ilk kat camla kaplı ve camın altında önceden çekilmiş fotoğraflarda nerenin ne olduğuna dair işaretler var. Merdivenlerden yukarı çıkarsanız tellerle kaplı (ama fotoğraf makinasının tellerin dışına çıkarılabildiği) bir kata ulaşıyorsunuz. Eiffel’e çıkmak için her zaman sıra oluyor (ortalama 45 dakika ile 2 saat arası beklemek gerekiyor). Eğer beklemek istemezseniz alternatifi var; 2. kattaki “Jules Verne” restaurantın kendine ait asansörü var. Ama burada yemek yemenin de bir bedeli var. (rezervasyon gerekli)


Paris’den bahsediyorsak “Louvre Müzesi” nden de uzunca bahsetmemiz gerekir. “Louvre”  1200 lü yıllarda inşaa edilmiştir. Önceleri Kraliyet Sarayı olarak hizmet veren bina 1793 yılında müze olmuştur. St.Petersburg'daki Hermitage Müzesinden sonra en büyük 2. müzedir. 80'li yıllarda önündeki cam piramit eklenmiştir. Neredeyse tüm sanatçıların eserleri görülebilir. Tabii ki en önemlisi "Monalisa" (La Jaconte) dir. Louvre için çok hızlı bir tur için yarım güne ihtiyacınız var. “Yok ben tek tek incelerim” derseniz sürenin sonu yok!! Giriş 1989 yılında eklenen büyük piramitin içerisinden ve 12 euro. Eğer seyahatiniz ayın ilk pazar gününe denk geliyorsa Louvre ücretsiz (bizim 2. gezişimiz bu şekilde oldu) Hızlı geçecekler “La Jaconte” a (Monalisa) gider tabelalarını takip edebilirler. Şahsım adına çok etkilenmediğim bir tablo. Şahsen “Goya” nın eserlerini tercih ederim. Paris bizi beklediği için biz 2 girişimizde de 3-4 saatimizi ayırdık o kadar.

Louvre’un önünden devam ettiğinizde “Jarden de Tuileries” den (Tuileires Bahçeleri) ilerlediğinizde bahçeler sizi “Concorde Meydanı” na götürür. Eğer aralık ayında Christmas’a yakınsanız burada dev dönmedolap kurulur. Bu bölgeyi yukarıdan görmek ve bu deneyimi yaşamak için tavsiye ederiz (3 tur 9 euro).

“Concorde Meydanı” nın devamı ise sizi ünlü ve ünlü “Champ Elysees” (Şanzelize) ye götürür. Bu cadde bir ucu “Concorde Meydanı”n da bir ucu “Zafer Takı” nda dümdüz ve Paris’in en ünlü caddesidir. Biz ilk geldiğimizde yaz mevsimi idi ve çok özel gelmemişti ama Christmas zamanı gerçekten çok güzeldi.

“Zafer Takı” kazanılan zaferler adına dikilmiş bir anıt ve üzerinde bu zaferlerin kabartmaları var. “Zafer Takı” “Champs Elysees’in sonunda yer alıyor. Takın üzerine çıkarsanız cetvelle çizilmiş gibi düz 12 caddenin (en büyüğü Champs Elysees) kesiştiği yerde yer alan takın konumu daha iyi anlaşılır. Asansör de var ama yürüyerek çıkmanıza izin veriliyor.

Montmartre semtindeki (şehrin tek tepesi) "Sacre Coeur" Basilicasını görülmesi gereken diğer önemli bir yapı. Merkeze biraz uzak kaldığı için metro ile gitmelisiniz “Pigalle”de inebilirsiniz. Biraz yürüdükten sonra isterseniz uzun ve geniş merdivenlerin sounda yer alan “Sacre Coeur” a merdivenlerden ya da “Funiculare Sacre Coeur” u kullanarak raylı sistemle çıkabilirsiniz (tek yön 1.90 euro) Ama bizce bu yapı kendisine ulaşmak için bu merdivenlerin çıkılmasını hak ediyor. Girişi ücretsiz olan Basilica şehrin en yüksek noktası olduğu için güzel de bir manzara sunuyor. Bu bölge “Montmare” şehirin seks merkezi sayılır seks showları, peep showlar, seks malzemesi satan dükkanlar ve sinemalar buradaki “Boulevard de Clichy” da yer alır. Gece saat 23.00 den sonra sakat bir yerdir. Buralardaki seks showlara giriş yaklaşık 20 eurodur. Ancak içeride 1 bira 60 eurodur ve içmemenize pek sıcak bakılmaz...

Buradan ara sokakları takip ederek yine ünlü “Place du Tertre” (Ressamlar Meydanı) na ulaşırsınız. Bu meydanda ressamlar hem resim yapıyor hem de orada satıyorlar. Karikaturistçiler ve portre ressamları da var bu meydanda. Resim almak isterseniz ara sokaklardaki yağlı boya resim satan galerileri de gezmelisiniz daha makul fiyatlı olabiliyorlar.

“Pont Neuf” yani “Yeni Köprü” “Ile de Cite” adasını  karaya bağlayan en eski köprüdür ve güzelliği ile diğerlerinden ayrılır. En eski köprü olmasına rağmen o tarihte yeni olduğu için adı yeni köprü olarak kalmıştır.  “Pont Neuf” dan sonraki köprü olan “Pont des Arts” dan adaya doğru bakarsanız çok güzel bir manzara ile karşılaşırsınız. Ada büyük bir ada olduğu çin çoğu yerde ada olduğu anlaşılmaz ancak bu köprüden bakınca adanın varlığı ve yapısı çok net görülür.

“Ile de Cite” şehirin merkezinde “Sein Nehri” nin üzerinde bulunan Paris’de ilk yerleşimin başladığı yerdir. “Notre Dame” Katedrali de bu ada üzerindedir.

Paris hakkında yapmadan yada görmeden dönmeyin denebilecek birşey varsa o da “Lido” ya da “Moulin Rouge” birini mutlaka izlemeniz. "Moulin Rouge”  ve "Lido”  şehrin önemli kabereleri. Şehrin tek tepesi olan Montmartre üzerindeki "Moulin Rouge" biraz daha erotik ama program eskimiş denebilir. Bizim tavsiyemiz kareografisini 9 milyon euro gibi bir rakam harcayarak yenilemiş olan "Lido" Champ Elysees üzerinde olan Lido'da gösteri izlemek 106 euro kişi başı (2 kişi için 1 şişe güzel denebilecek bir şampanya fiyata dahil) eğer “seyrederken yemek de yemeliyim” derseniz o zaman oturduğunuz yere göre 200-300 euro civarında bir ödeme yapmanız gerekecek. Bizim tavsiyemiz tur ücretine mutlaka 106 euroluk Lido payını ekleyin ve Paris'e öyle gidin. Biletinizi gündüz almanız gerekiyor. Fotoğraf ve video kesinlikle yasak.

“La Defense” şehirin modern kısmı ve finans merkezidir. Görülecek çok fazla birşey olduğu söylemenemez ama eğer vakit varsa Paris’in tarihi kısmının değerini anlamak için “Grand Arch”ın olduğu ana meydana ve önündeki “Christmas Market” e 1-2 saat ayırmak yerinde olur.

Château de Versailles” Versay Şatosu’na gitmek için RER’in C hattına Versailles–Rive Gauche (Château de Versailles ) yönünde binip son durakta inmek gerekiyor. Ancak burada da aynı yönde Saint-Quentin-en-Yvelines adında başka bir son durak var. Karıştırılmaması, gelen trenin son durağının hangisi olduğuna ışıklı panodan dikkatli bakılması gerekiyor. Ayrıca Champ de Mars istasyonunda aktarma yapmak gerekebiliyor. Girişte hem bilet için hem de müzeye girmek için çok sıra oluyor. Eğer 2 ve daha fazla kişi iseniz birkaç kişi önceden müzeye giriş sırasına girsin 1 kişi biletleri alıp onun yanına gitsin böylelikle aklaşık 1 saat kazanırsınız. Girişler yetişkinler için 25 euro, çocuklardan ücret alınmıyor. Bina ve bahçeyi gezmek tam bir günü alıyor. Bence binanın dıştan görünümü ve bahçesi, sarayın içinden daha etkileyici. Eğer isterseniz sarayın bahçesinde elektrikli arabalar bulunuyor bunları kiralayıp gezebilirsiniz. Ancak zamanınız kısıtlı ise bu işe hiç girmeyin çünkü araçla bile zaman alıyor. Bu araçları kiralamak için ehliyetinizin yanınızda olması gerekiyor. Araçlar 4 kişilik ve 1 saatlik ücret yaklaşık 30 euro civarıydı.

Napolyonun mezarının içerisinde olduğu "Dome Katedrali" ,Champ Elysees üzerindeki "Grande Palace" ve “Petit Palace”, "Disneyland", "Pompedion Kültür Merkezi” “Pantheon”, “Tracadero”, “Sorbonne Üniversitesi”, “D’Orsay Müzesi” görülmeli, hava güzelse (kötüyse de !!) “Lüksemburg Bahçeleri” nde hiçbirşey düşünmeden dolaşılmalı.

Paris tarih dolu bir kent olduğu için sayılamayacak kadar gezilmesi gereken tarihi bina ve müze var.

Yaşam:

Hayvan hakları konusunda tüm Avrupadan da ileri bir şehirdir Paris. Çok fazla sayıda ailenin özellikle köpek beslediği şehirde hayvanların sokaklara işemesi çok normal sayılır tüm şehir erken saatlerde belediye tarafından yıkanır. Köpekler tuvaletlerini de istediği yere yapar sahibinden beklenen torba ile oradan almasıdır (almamanın cezası 430 euro !!) Hayvanların tuvalet ihtiyaçlarının olduğunu inkar eden bir ülkede hayvan sahibi olan birisi olark özendiğimi söyleyebilirim. Bu arada tabii ki söylemeye bile gerek yok hayvanlarınızla heryere girebilirsiniz. Hayvanların girmesinin yasak olduğu levhayı sadece sarayda ve mezarlıkda gördük.

Alışveriş:

Mutlaka Haussmann caddesinde tarihi bir bina da olan "Galeries La Fayette" mağazası gezilmeli. Çok katlı bir mağaza olan "La Fayette" ürünlerinden daha çok binası nedeni ile gerçekten görülmeye değer. “La Fayette” nin 3 mağazası var ana binanın yanında “Gurme ve Homme (erkek) kısmı var ve bu 2 bina aradan cadde geçmesine rağmen birbirine 2. kattan tüp geçit ile bağlı. 3. bina ise “La Fayette Maison” (ev) kısmı caddenin karşı tarafında. Genel olarak pahalı bir mağaza olmasına rağmen bazen Türkiyeden bile daha makul fiyatlı şeyler almak mümkün olabiliyor. Gurme kısmını sakın kaçırmayın çünkü gerçekten çok özel ürünler var burada. Ana binanın üst katındaki kafetaryada makul fiyatlı yemek yenilebilir. (2 ızgara tabağı 2 kola 17 euro,  tuvalet ve su makinasında su serbest !!)

Aynı cadde üzerinde La Fayette’ni hemen yanında "Printemps”  mağazası da vaktiniz kalırsa görülmeli. Bu mağaza da en az La Fayette  kadar iyi. Ancak üst katındaki restaurant La Fayette gibi değil pahalı bir yer bilginiz olsun.

Bizim çok sevdiğimiz bir mağaza da  “Bazaar Hotel Ville” (BHV). Hotel de Ville’nin hemen yanındaki aynı ismi taşıyan çok katlı mağaza mutlaka alışveriş tutkunlarının listesinde olmalı. Üst katındaki kafetarya da yakınlardaysanız yemek için çok makul fiyatlı ve güzel bir seçenek (2 tavuk ızgara, 2 kola 15 euro)

Portde Clingancourtda pazar günleri kurulan bit pazarına (La Marche aux Puces) mutlaka gidin (Saint Queen semtindeki pazara metro ile port de saint-queen durağında inerek gidebilirsiniz).

Eğer aralık ayında Paris’de iseniz birçok yerde (Champ Elysees, Saint German, La defense vs) Christmas Marketler kuruluyor. Çok şirin baraka tarzı küçük kulubelerin biraraya gelmesi ile kurulan bu marketlerde herşey şehire orana daha uygun fiyatla bulunabiliyor.

Yemek:

Yemek yemek için daha çok alternatifin olduğu az şehir vardır. Heryer cafe ve seçmek de bir o kadar zor. Yemek konusu için Parisde her bütçeye göre çözüm var isterseniz sokaklardaki büfelerden 3,5-4 euro civarına satılan baget sanviçlerden alıp yolunuza devam edebilirsiniz. Panini de çok iyi bir alternatif fiyat aynı fakat sıcak tost şekline getirilip veriliyor (görünüşleri benzer ancak panini  ekmeği çok daha beyazdır)

Paris’in olmazsa olmazlarından biri tabii ki sokak krepçileridir. 3 euro civarına satılan bu krepleri  (özellikle nutellalı olanı) sık sık alıp açlığınızı yatıştırabilirsiniz.

İsterseniz Champ Elysees üzerinde şööle 200 euro civarında gurme bir restorantta bir yemek yiyebilirsiniz.

 

aşk şehri; paris

Eğer deniz ürünleri seviyorsanız bizim önerimiz "Chez Leon"  adındaki zincir restorantlar (özellikle tencerede midye menüsü: 17.5 euro) çok iyi bir seçim. Midye tavası ise 9.5 euro ama bizdekine çok benzemiyor, tartar soslu midye tavası tencerede olan midyeyi sevmeyenlere önerilir. Ama spesyali değişik soslarla tencerede sunulan midyelerdir.

Şehrin birçok yerinde şubesi olan “Bistro Romain” iyi bir alternatif olabilir. Linkle ulaşacağınız sayfadan parisdeki şubelerine ulaşabilirsiniz. 2’li menü 15.9,  3’lü menü kişi başı 19.9 euro. Pizzaları enfes ve 9-13 euro aralığında.

Le Louchebem: 31, rue Berger ( angle rue des Prouvaires ) Metro RER Châtelet Le Halles  adresinde yer alıyor. Metro durağı Le Halles içerisinden çıkıyor. Mağazaların olduğu yerden dışarı çıkınca küçük bir parkın karşısında. Coté de boeuf’ ü çok iyi. Yaklaşık 25Avro, ancak porsiyonda yarım kiloya yakın et geliyor. Çocukların bitirmesi zor, büyükler için de başka yemeğe gerek yok. Az pişirdikleri için siparite iyi pişmiş (bien cuit) olarak istenebilir. Entrecôte de iyi. Bulunursa kızarmış ördek (rôti de canard ) istenebilir.

La Coupole: Montparnasse bölgesinde yer alıyor. Boulevard Du Montparnasse üzerinde yer alıyor. 4 Nolu mor metro hattının Vavin durağında iniyorsun. Zaten restoranların olduğu ana caddeye çıkılıyor. Durak çıkışının hemen önünde. Karşısında ise Le Select denilen bir restorant var. 100 yıl kadar önce La Coupole’de solcular, Le Select’te ise sağcılar buluşurmuş. La Coupole de mutlaka soğan çorbası ( Soup L’oignon ) yenilip Kir içilmeli. Kir’i Şarap ve şampanya ile iki alternatifli yapıyorlar. Kırmızı şarapla yapılanı harika. Meyveli gazoz gibi. Ayrıca kabuklu deniz ürünleri seviyorsanız kaçırmayın.

Chez Leon: Champs Élysées üzerinde, caddenin ortalarına doğru. Arc de Triomphe ( Zafer Takı )’nı karşına alırsan caddenin sol tarafında yer alıyor. 1 Numaralı sarı metro hattının Franklin D. Roosevelt durağına yakın. Tencere içerisinde farklı soslarla gelen midye (moule) ve diğer deniz ürünleri başarılı.

Berthillon: Notre  Dame Kilisesini Karşına alınca sağdaki sokaktan ilerliyorsun. Ile-St. Louis denen ikinci adaya Pont St.Louis köprüsünden geçince hemen karşıdaki pastane. Özellikle dondurmaları (meyveli olanlara serbet diyorlar ) çok başarılı. Zaten oturma yerleri dışında dondurma reyonunun önünde uzun kuyruklar oluyor. Cremé Brule’si de iyi. Ancak metrodan ilk çıkıldığında bir ön ismi de olan Berthillon ile karıştırılmamalı

Hagen Dazs: Champs Élysées üzerinde, caddenin ortalarına doğru. Chez Leon’a çok yakın. Tabii ki dondurma.

Alışveriş bölümünde bahsettiğimiz gibi “LaFayette” ve “BHV” mağazalarının üst katlarındaki kafeteryalar da iyi seçeneklerdir.

Eğlence:

Lido: Champs Élysées üzerinde, caddenin ortalarına doğru. Arc de Triomphe (Zafer Takı)’nı karşına alırsan caddenin sağ tarafında yer alıyor. 1 Numaralı sarı metro hattının George V ve Franklin D. Roosevelt duraklarına yakın. Rezervasyonlu gitmekte fayda var. Bazen oteliniz aracılığı ile rezervasyon yaptırırsanız indirim alabiliyorsunuz. Yemekli veya sadece şampanya alarak şovu izleme şansınız var. Küçük bir sahnenin nelere zemin olduğuna ve şovun güzelliğine hayran kalacaksınız.

Moulin Rouge: 2 Numaralı lacivert metro hattının Blanche durağında yer alıyor. Akşam saatleri için dikkatli olunması gereken bir bölgede yer alıyor. Sex shoplar, malum klüpler ve fahişelerle dolu bir bölge

Parcs Disneyland: RER hattının kırmızı ile belirtilen A hattının Marne-la-Vallée yazan son durağında yer alıyor. Ancak bu yönde bir de Boissy-Saint-Léger son hattı var. Bu yüzden istasyondki ışıklı tabeladan gelen trenin hangi son hatta gideceğine bakılıp (gideceği durakların yanında ışık yanar ve ekranda son durağı belirtilen trenin aprona varış saati yazar ) yanlış trene binilmemesi gerekir.

Euro Disney’de Disneyland Park ve Walt Disney Studios Park olmak üzere iki farklı oyun alanı var. Herbir park, çok yoğun olmadığı zamanlarda bile sabah 10.00 – 20.00 saatleri arasında insanın tam gününü alıyor. Bu nedenle aynı gün içerisinde bir o parka, bir diğer parka geçmek çok mantıklı değil. Çünkü parklar arasında yürümek de zaman alıyor. Ancak bilet alınırken Paris Visite kartı varsa gösterilerek indirimli olarak aynı günde her iki parka geçişe de izin veren giriş biletlerini almak mantıklı. Çünkü diğer geçişe izin vermeyen biletle aynı paraya geliyor. Ayrıca tek günlük ve geçişe izin vermeyen bilete indirim uygulamıyorlar. Yetişkin için indirimsiz iki parkı içeren bilet 62Avro iken, indirim alınca bu bilet 49Avro’ya düşüyor. Zaten tek gün ve tek park yetişkin bilet fiyatı ise 51Avro ve bunda indirim yok.

Disney Park; Main street (ana girişin ve mağazaların çoğunun bulunduğu cadde ), Adventureland  (Pirates of Caribbean: çok güzel bir animasyon turu, Indiana Jones: ters dönen tren) , Frontierland (Big Thunder Mountain: daha uzun ancak daha insaflı tren, Phantom Manor), Fantasyland (küçük çocuklar için atlı karınca,vb.) ve Discoveryland  (Buzz Lightyear, Star Tours: çok eğlenceli animasyon, Space Mountain: karanlık, hızlı ve eğimli tren) kısımlarından oluşuyor.

Walt Disney Studio Park ise kesinlikle yetişkin çocuklar için. Crush’s Coaster’de balık Nemo’nun babasını şırtında taşıyan kaplumbağanın girdiği girdap efekti yaşatılıyor. Armageddon Special Effects’de Armageddon filmindeki uzay aracının içine alıp göktaşı çarptığındaki yaşananlar yangın dahil hissettiriliyor. Moteurs...Action; bir stadyumda oturarak seyredebileceğimiz en güzel aksiyon şovu, Studio Tram Tour da film efektlerini anlamak için çok keyifli. Asansörde serbest düşüş nasıl oluyor anlamak için de The Twilight Zone Tower of Terror’a mutlaka katılmanız lazım. Tabii yanınızda çocuk varsa yaşını, boyunu ve tırsaklığını gözönüne almanız son derece önemli.

Bazı oyuncaklar için ekstra para ödeyip FP (FastPass) özelliğinden yararlanabilirsiniz.



Paris’den; Brüksel, Brugge, Amsterdam’a hızlı tren ile ulaşabilirsiniz. Bu amaçla Belçika Tren Sistemi’nden  yada Thalys trenlerinden online bilet alabilirsiniz.