Sevilla
 
 

Huzur ve keyifli yaşamın şehiri Sevilla


Endülüs’ün başkenti, ortaçağın romantik şehiri “Sevilla”. İspanya’yı biz çok sevdik ama belki de en çok burada kendimizi çok rahat ve huzurlu hissettik.Eminiz siz de bu şehirde sevecek birçok şey bulacaksınız. Endülüs’ün ruhnu en iyi yansıtan şehir kesinlikle Sevilla’dır. Portakal ve diğer turungillerle dolu dar sokakları, şehiri ikiye bölen nehiri, boğa güreşi ve flamenkosu ile dolu doludur. Diğer endülüs şehirleri Sevillanın sahip olduklarının  yarısına bile sahip değildir.Eğlenceyi seven rahat ve kibar insanları, sabahın erken saatlerine kadar boşalmayan tapas barları ile Sevilla farklıdır. Sevilla’nın iki  olumsuz özelliğinden birisi; yemek ve otel bazında pahalı olmasıdır. Madrid yada diğer bir endülüs şehrinde 60 euroya tutabileceğiniz bir double odanın buradaki fiyatı 85-100 euro civarına 10 euro civarına yiyebileceğiniz bir yemek ise 15 euro civarına malolabilir. Diğer olumsuz özellik ise temmuz-ağustos aylarındaki aşırı sıcaktır. Bu iki ayda Sevilla zaten boşalır; siz de uzak durun. Biz mart ayında gittiğimizde sıcaklık 28 dereceler civarındaydı.


İstanbul’dan yada Ankara’dan bu güzel şehire; eğlencenin,  mimarinin, rahat ve zevkli hayatın başkentine gelmek çok pratik değil. İki şehirden de buraya direkt uçuş yok. Bu nedenle genelde Madrid yada Barcelona aktarmalı gitmek gerekiyor. Biz Madrid’de kalarak Sevila’ya geçmeyi uygun bulmuştuk. Madrid’den Sevilla’ya geçmenin de 2 pratik yolu var; uçak ve tren. www.iberair.com ve www.spanair.com firmaları ile uçuş bulabilirsiniz. Fiyatlar genelde 40-150 aralığında bir de maalesef bu uçaklar da sıklıkla Barcelona aktarmalı uçuyor. Biz uçaklar bizim istediğimiz tarihte Barcelona aktarmalı olduğu ve çok vakit kaybına neden olacağı için  tren alternatifini seçtik. Madrid-Sevilla hızlı treni Madrid “Puerta de Atocha” istasyonundan kalkıyor. Ücreti bileti aldığınız tarihe göre 40-85 aralığında değişiyor çünkü www.renfe.es (İspanya demiryolları) önceden alınan biletlere % 60 a varan indirimler sağlıyor. AVE Sevilla hızlı treni 1 kattan kalkıyor en az yarım saat önce orada olmanızı öneririz. Yolculuk 2.5 saat sürüyor, trende internet yok ama notebook sarjı için priz ve TV mevcut. Trende yemek için pratik yemekler sunan bir vagon var; 1 sandviç + 1 kola yaklaşık 9 euro civarında. Son durak Sevilla “Santa Justa” istasyonu.


Sevilla’nın merkezi “Katedral” in bulunduğu kısım. Buraya çok yakın bir yerde ünlü saray “Real Alcazar” da bulunuyor. Otelinizin bu bölgede olmasında çok fayda var. Bizim otelimiz “Hotel Simon” hemen Katedral’in yakınında bir sokak olan “Calle de la Vinuesa” da idi (www.hotelsimonsevilla.com). Güzel bir avluya sahip olan 2 katlı bu tipik endülüs evi olan şirin otel; lokalizasyonu ve konsepti ile bizi çok memnun bıraktı. Otelin ücreti 2 kişilik oda gecelik 85 euro idi. Personel ingilizce konuşuyor ve gayet kibarlar. İnternet ve kahvaltı ücretli olarak var.


Tabii ki; bir katedrali en büyük olmasının birçok ölçütü var. (en uzun, en hacimli, en fazla kişinin ibadet ettiği gibi) ama birçok açıdan Sevilla Katedrali dünyanın en önemli 3 katedrali arasına girer. Katedral çok görkemlidir her kısmında görülmesi gerekli çok eser ve bölüm var ama 1890 da yapılan  ve Kastilla, Leon, Aragon ve Navarra Kralları tarafından omuzlar üstünde taşınırken gösterilen “Kristof Kolomb’un Mezarı” Katedral’in içerisinde önemli bir yeri oluşturur.“La Giralda” adı ile de bilinen esas adı olan Katedral adını Katedrale sonradan eklenen kulenin tepesindeki inancı simgeleyen bronz rüzgar gülünden alır ve en iyi “Plaza de Virgen” meydanından izlenir. Aynı rüzgar gülü katedral’in “Plaza de Triunfo” meydanına bakan kapısının girişinde de birebir ölçülerde vardır. Katedralin giriş ücreti 8 euro olup bu ücrete Giralda kulesine giriş de dahildir. Kuleye çıkış için asansör olmaması olumsuz tarafı olmasına rağmen çıkışın basamaklı değil rampa şeklinde olması olumlu tarafıdır. Biraz zor olmakla birlikte Sevilla’yı yukarıdan görmek için mutlaka çıkmanızı öneririz. Yukarıda bahsettiğimiz meydan olan “Plaza de Triunfo” da modern heykel yada daha değişik konulu geçici sergiler düzenlenir, bu konsept eski ile yeninin birarada olan tezatını birçok Avrupa şehrinde olduğu gibi (ör: cam piramit ve Louvre) çok güzel yansıtır.


“Real Alcazar” yani Kraliyet Sarayı gerçekten görmeye değerdir. Güzel salonları, denizcilerin yolcu edildikleri “Casa de la Contratacion”, havuzlar, bahçeler hamamı ile cennetden bir köşe denilebilir. “Real Alcazar” dan “Granada” daki “Alhambra” Sarayından daha fazla etkilendiğimizi söylemeliyiz. Granada ve Toledo’dan getirilen sanatkarlar tarafından yapılan “Alcazar” 2 yılda bitirilmiş. Buranın girişi 7.5 euro yarım gn ayırmanız gerekli buraya.


“Plaza Nueva” ile “Plaza San Fransisco” arasında bulunan yada “”Katedral” in hemen arkasındaki meydan olan “Plaza Virgen de los Reyes” de bulunan faytonlarla güzel bir eski şehir turu atabilirsiniz. Bu tur sizi “Plaza de Espana” ya kadar götürüp getirecektir. Faytonlar 4 kişilik ve 45 dakikalık tur ücreti 40 euro. 5 kişi olduğunuzda bu ücret 50 euroya çıkıyor ama pazarlıkla tekrar 40 euroya iniyorlar (5.kişi sürücünün yanına oturabiliyor)


Sevilla’da güzel bir aktivasyon da şehiri yaklaşık ortadan ikiye ayıran “Rio Guadalquivir” nehrinde tekne gezintisi yapmaktır. Tekne gezintisi için kalkış yeri bir zamanlar Alcazar’a kadar uzanan surların başlangıç yeri olan ve şu anda “Denizcilik Müzesi” olarak kullanılan mağribi tarzı “Torre del Toro” kulesinin hemen yanıdır. Ücret 15 euro ama pazarlık ile 12 euroya bağlanabiliyorsunuz. Bunun dışında bir de tabii ki klasik otobüs sightseeing tur mevcut bu amaçla hizmet veren firmalardan biri;  “Tour por Sevilla” tur 1 saat sürüyor ücreti 15 euro. “Plaza Espana” ve “Arena” nın önünden binilebilir. Diğer firma ise “Sevillatour” fiyat ve biniş yerleri aynı.


Sevilla’nın İspanya için önemli bir anlamı Amerika’nın keşfi için “Kristof Kolomb” un  ve “Macellan” ın yola buradan “Rio Guadalquivir”  den “Golden Tour” (Altın Kule) den çıkmış olmasıdır.


Sevilla’da yine gezilmesi gerekli yerler arasında “Ayutamiento” (Belediye Sarayı) ve yaşlı rahiplerin konaklaması için 1675 yılında yapılan “Hospital de lor Venerables” sayılabilir.


Flamenko:


Flemenko  seyretmeden İspanya seyahati tamamlanmış sayılmaz. Madrid ise Flomenkonun merkezidir. Bir Flamenko gösterisi en az 4 kişiden oluşur. En az bir keskin tiz sesli şarkıcı, bir asla yorulmayan el çırpan, bir kızgın ve etkileyici hareketli “Bailora” (kadın dansçı), bir keskin ve karekterli hareketleriyle  karakterize “bailor” (erkek dansçı) dan oluşur. Her “Bailor” kişisel tarzı ile ün kazanır dolayısı ile her flamenko dansçısı kendine has özellikler taşır. Flamenko gösterisinin (dansının) yapıldığı yerlere “tablao” denir.Bu gösteriyi izleyebileceğiniz Madrid’te çok “tablao” bulunmakla birlikte çoğu rehber kitabın önerdiği bizim de seyredip onayladığımız yer  “Casa Patas” dır. “Calle Atocha” caddesini kesen sokaklardan biri olan “Calle Canizares” 10 numarada olan Casa Patas gerçekten görülmesi gereken bir gösteriye olanak sağlıyor.Burada bu gösteriyi izlemek için mutlaka önceden rezervasyon yaptırmanız gerekli yer kapasitesi çok fazla değil ve her akşam saat 22:30 daki flamenko gösterisi mutlaka dolu oluyor. Ama sorun şu ki ne zaman rezervasyon yaptırmak için uğrasanız kapalı oluyorlar. Öğlen sadece yemek zamanı ve akşam saat 20.00 de açıyorlar. En iyi çözüm otelinizden rezervasyon için aramalarını rica etmek. Biz bu şekilde rezervasyon yaptırdık. (1.5 saat 31 euro bu fiyata  içki dahil, pazar günleri kapalı)


Boğa Güreşi;


Endülüs’ün olduğu gibi boğa güreşinin de merkezi de Sevilla’dır. Boğa güreşi iki şekilde oluyor at üstünde olanı genelde Portekiz’de yaygın. Matador’un at üstünde olmadığı tipi İspanyol tarzı. Boğa güreşleri pskalya tatili ile birlikte başlıyor ve ekim ayına kadar devam ediyor bir boğa gürşini seyremenin maliyeti 25-250 euro arasında değişiyor. Bir yıl içerisinde 45-50 boğa güreşi yapılıyor. Sevilla’nın ve İspanyanın en eski en önemli arenası 18.YY da yapılan barok cepheli “Plaza de Toros de la Maestranza” (De Challerra) 18 YY’da yapılan bu görkemli arena 14.000 kişi kapesiteli. 6 euro karşılığında arenanın hem müze hem de arena kısmı yarım saat süren rehberli bir tur ile gezdiriliyor. Orada ayrıntılı olarak görülüyor ama Boğanın, Matador’un, halkın ve Kraliyet ailesinin girdiği ayrıca ölü boğanın çıktığı ayrı kapılar mevcut. Matador arenaya çıkmadan önce kompleksin içindeki şapelde duasını ediyor. Boğa öldüğünde şehirdeki barlara dağıtılıyor ve o gece yeniliyor. Boğanın kurtuluş hakkı pek yok eğer Matador’u öldürürse yada yaralarsa bir sonraki Matador geliyor. Ancak halk boğanın güreşi konusunda  beğenisini çok belli ederse boğa affedliyor ve damızlık olarak çiftliğe gönderiliyor.


Biz evde hayvan besleyen birisi olarak Boğa güreşine kesinlikle karşıyız ve tabii ki gitmedik. Ama boğa güreşinin merkezi flamenkoda olduğu gibi Madrid. İspanyollarla konuşuduğunda olaya biraz farklı bakıyorlar. Hergün yediğimiz hayvanlar mezbahalarda herşeyden habersiz ölürken burada Boğaya savunma hakkı verilmesi ayrıca yine çok küçük yaşta hayvanlar mezbahalarda kesilirken Boğanın 4 yaşından önce Arenaya çıkarılmaması Boğa güreşine çıkacak Boğa için “onur” olarak görülüyor. Ayrıca arenaya çıkacak Boğa’ya çok önceden karar veriliyor ve bu 4 yılını çok iyi şartlarda Krallar gibi geçiriyormuş. Olaya bu şekilde bakınca farklı duruyor tabii.


Yemek işleri:


Katedralin bulunduğu cadde olan “Avenida de la Connstitucion” üzerinde bulunan “Rodilla” da kahvaltınızı yapabilirsiniz. İspanyol kahvaltı anlayışı genelde bir kahve ve tatlı çörek üzerine kurulu ama burada bize uygun tuzlu birşeyler de bulunabiliyor. Tortilla’lı sandviç yada peynirli tostadaslar iyi bir seçim olabilir. Fiyatlar 2-4 euro aralığında.Tortilla Pincho: 2.10, kahve 1.80 euro. Wi-Fi mevcut.


Boğa arenasının olduğu cadde üzerinde “Cosanostra” 4 peynirli pizza çok doyurucu ve lezzetli idi. Ücreti 9.5 euro. Burada yedik ve memnun ayrıldık (bu bölgede yan yana birçok cafe var)

 

Sevilla...

sorunuz varsa mail atın

copy + paste için izin yok ama tüm bilgileri indirebilir ve print edebilirsiniz:) printer logosuna tıklayın